93. İşgücü Piyasası Aksaklıklarını Gidermek İçin Hangi Politikalar Uygulanabilir?
İşgücü piyasaları ekonomideki diğer piyasalar gibi teorik modellerde öngörüldüğü gibi tam ve eksiksiz işlememektedir. Uygulamada pek çok etken farklı sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Ücretli çalışma ilişkisinin işleyişinde yaşamsal öneme sahip işgücü piyasalarında yaşanan aksaklıklar hem ekonomik hem sosyal hem de bireysel açıdan doğurduğu sonuçlar nedeniyle üzerinde daha fazla durulması gereken alanlardır. Uygulamada istihdam programları, işgücü piyasası politikaları gibi farklı adlarla anılsa da özünde işgücü piyasalarında çeşitli nedenlerle ortaya çıkan aksaklıklara ilişkin politikalardır. Etkili bir işgücü piyasası politikasının amacı, daha fazla insanın işgücüne ve iyi işlere erişmesini sağlamaktır. Bu kapsamda;
- İş aramak için motivasyonu ve teşvikleri arttırmak,
- İşe hazır olma durumunu iyileştirmek ve uygun iş bulmada yardımcı olmak,
- İstihdam olanaklarını genişletmek gibi alanlarda yapılacak düzenlemelerle etkili ve iyi işleyen işgücü piyasası kurumları için politikalar geliştirilmektedir (OECD, t.y.)
Burada belirtilen temel amaçlara uygun olarak;
- Kamu işe yerleştirme ve aracılık hizmetleri
- Mesleki eğitim,
- Gençlere yönelik politikalar,
- İstihdam sübvansiyonu,
- Engellilere yönelik politikalar,
- İşsizlik sigortası,
- Erken emeklilik
gibi kategorilerde politika uygulamaları söz konusudur. Bu kategorilerden ilk beşi aktif, altıncı ve yedinci kategoriler pasif istihdam politikaları olarak nitelendirilmektedir (Biçerli, 2004, s. 46).
İşgücü piyasası politikalarının pasif ve aktif olarak iki ana başlıkta ele alınmasının yanında liberal, talep yönetimi politikaları, arz yönlü politikalar, sözleşmeye dayalı politikalar ve kurumsal politikalar olmak üzere beşli bir ayrımda da ele alındığı görülmektedir.
Liberal politikalar, doğrudan doğruya işgücü piyasalarını hedeflemeyen ama etkileri bağlamında işgücü piyasaları ile ilgili olan doğal oran teorisi ve zamanlar arası ikame ile açıklanmaktadır. Talep yönetimi politikaları, doğrudan kamu istidamı ve ürün talep politikalarını kapsamaktadır. Arz yönlü politikalar; fiziksel ve beşerî sermayeyi geliştirme, iş arama yardımı, bilginin yayılması ve emek hareketliliğini artırmaya yönelik önlemlerden oluşmaktadır. Sözleşmeye dayalı politikalar; çalışma paylaşımı ve erken emeklilik, işçi devri maliyetlerini azaltmaya yönelik politikalar, kâr paylaşımı, ücret maliyetlerini azaltmaya yönelik politikalar, yeni işe alma sübvansiyonları ve gelir aktarımı politikalarıdır. Kurumsal politikalarda; sendikacılık ve toplu pazarlık sistemi reformu ile işsizlik sigortası reformu yer almaktadır (Biçerli, 2004, ss. 14-44).
Sayılan tüm bu politikaların temelinde makroekonomik politikaların başlıca hedefleri arasında yer alan işsizlik oranını düşürmek ve fiyat istikrarını sağlamak hedefleri yer almaktadır. Zaman zaman birbiri ile çelişen hedefler olarak karşımıza çıkan işsizlik ve enflasyon sorunlarını birlikte çözümleyecek bir iktisat politikası bulmak kolay olmayabilir. Politika araçlarını ele almadan önce, politika uygulamalarında iki temel yaklaşımın bulunduğu belirtilmelidir. Bunlardan bir tanesi ekonomiyi serbest bırakmak; diğeri ise ekonomiye müdahale etmektir. Neo-klasik görüşü temsil eden ilk yaklaşıma göre, piyasalardaki dengesizliği ortadan kaldırabilmek ancak piyasaların serbest rekabet koşullarında işlemesiyle mümkün olacaktır. Tüketici ve üreticilerin maksimizasyon ilkesine göre hareket etmeleri kıt kaynakların alternatif kullanımlar arasındaki optimum dağılımını sağlamaya yetmektedir. Diğer bir ifadeyle işsizlik sorunun çözümü piyasaya bırakılmalıdır görüşü bir uçta yer almaktadır. Diğer uçta yer alan ikinci görüşe göre ise işsizlik sorunu toplumsal bir sorundur. İkinci görüş Keynes ve Keynesyen bakış açısına dayalıdır. Keynesyen görüş, piyasada aksaklıkların olduğunu ve piyasalardaki dengesizlikleri gidermek için piyasalara müdahale etmenin gerekli olduğunu savunmaktadır. Ülkelere, dönemlere ve siyasal iktidarlara göre toplumlar bu iki uç arasında bir yerde bulunmaktadırlar (Varçın, 2004, s. v).
Ekonominin geneli ile ilgili hedeflerde olduğu kadar işgücü piyasaları ile ilgili hedeflere ulaşmak için devletin/hükümetin elinde çeşitli araçlar bulunmaktadır. Bu politika araçları üç grup altında toplanabilir. Bunlar;
- Para politikası araçları
- Maliye politikası araçları
- Gelirler politikası
Bu politikalar ek olarak işgücü piyasasının daha etkin bir biçimde düzenlenmesine yönelik alınabilecek bazı önlemler vardır. Bu önlemler en az makroekonomik politikalar kadar işsizliği önlemede etkili olmaktadır.
Para, maliye ve gelirler politikaları araçlarının kendisine özgü özellikleri vardır ve her birine başvurma nedenleri farklı farklı olabilir. Makroekonomik politikaların hedefleri işsizlik ve enflasyonu önlemek, adil gelir dağılımı sağlamak, ödemeler dengesini oluşturmak, ekonomik büyüme ve kalkınmayı hızlandırmak olarak özetlenebilir. Bu ekonomik hedeflerden her biri önemli olmakla birlikte işsizlik sorununu diğerlerinden ayıran özelliği doğrudan insan unsurunu içeriyor olmasıdır. İşsizlik, insanı doğrudan etkileyen önemli bir ekonomik sorundur (Baker vd., 2004, s. 2; Baker, vd., 2005, s. 73).
Para politikası araçları açık piyasa işlemleri, reeskont oranı, kredi kontrolleridir.
Maliye politikası araçları kamu harcamaları ve kamu gelirleridir. Bunlar, gelire bağlı olmayan diğer bir ifadeyle otonom büyüklüklerdir. Maliye politikası genişletici ve daraltıcı olmak üzere iki şekilde uygulanmaktadır.
Ortodoks politikalar olarak adlandırılan para politikası ve maliye politikası araçlarının yanı sıra Heteredoks politika olarak adlandırılan gelirler politikası vardır. Gelirler politikası makroekonomik politikalar içinde maliye politikası ile istikrar politikasının kesişim alanında yer almaktadır. Gelirler politikası, maliye politikasının fiyat istikrarı gerektiren ortamlarda ortaya çıkan özel bir şekli olarak düşünülebilir. Gelirler politikası özellikle tam istihdam düzeyine yaklaşıldığında nihai olarak maliyet baskısından kaynaklanan enflasyonu önlemek amacıyla uygulanan bir politikadır (Ceylan-Ataman, 1998, s. 56). Gelirler politikası toplam gelirin bölüşümü sürecine etki ederek bu bölüşümün enflasyona ve işsizliğe neden olmamasını sağlamak gibi bir rol üstlenmiştir. Gelirler politikası ekonominin işleyişi sırasında rekabetten kaynaklanan sorunları ücret, kâr ve fiyat kararlarını etkileyerek ve ekonomi için en iyi koşulları yaratarak çözmeyi amaçlamaktadır. Farklı gelir grupları arasındaki geli rtaleplerini uzlaştırıcı yönde etkide bulunmayı amaçlayan gelirler politikası araçları şok önlemler içermektedir. Gelir artış taleplerinden kendiliğinden fedakârlık yapmaya hazır olmayan tarafların bulunduğu bir ortamda gelirler politikası bir toplumsal uzlaşma ortamı yaratabilmelidir. Gelirler politikası araçlarının[1] başarısı tarafların daha yüksek bir gelirden vazgeçmenin ekonomik ve sosyal yararına inanmış olması gerekir. Bu nedenle gelirler politikası uygulamasında birçok ülkenin ekonomik ve sosyal konseyler oluşturdukları ve bu konseyler ile gelir artışlarını yönlendirerek, gelirler politikası uygulaması çerçevesinde alınacak önlemleri belirledikleri görülmektedir (Ceylan-Ataman, 1998, s. 57)
İşsizlik sorunu karşısında benimsenen yaklaşım ve politikalar, ülkeden ülkeye değişim göstermektedir. İşsizlik sorunuyla mücadelede izlenen istihdam politikaları geleneksel olarak, işsizlik sigortası, işsizlik yardımı gibi işsizlere gelir desteği sağlamaya yönelik pasif politikalar ile işsizliği eğitim, iş yaratma, bilgilendirme ve işe yerleştirme faaliyetleri gibi doğrudan önlemlerle azaltmaya yönelik aktif politikalar olarak ikiye ayrılmaktadır (Varçın, 2004, s. v).
Varçın (2004) tarihli çalışmasında işsizlik tazminatı, sosyal yardımlar, kıdem tazminatı ve erken emekliliği gelir desteği sunan politikalar başlığı altında ele alınmıştır. Genel istihdam hizmetleri, kitlesel işten çıkarmalara karşı işgücü hizmetleri, yoğun iş arama programları ve bölgesel işgücü hareketlerinin düzenlenmesini geçici işsizliğe yönelik olarak uygulanan politikalar başlığında ele alan Varçın işgücü yetiştirme programları, işbaşı eğitim programları ve ücretlerin sübvanse edilmesini ise yapısal işsizliğe karşı aktif işgücü programları olarak sınıflandırmaktadır (2004, s. v).
Uygulamada pasif ya da aktif olmasına bakılmaksızın hatta diğer makroekonomik politikaların da etkin bir biçimde işleyebilmesi işgücü piyasası bilgi sisteminin varlığına bağlıdır. İşgücü piyasası bilgi sistemi dediğimizde bilgilerin toplanması, işlenmesi ve kullanıcılara sunulmasını sağlayan sistem anlaşılmaktadır. İşgücü piyasası politikaları bu zemin üzerine inşa edilmektedir (Varçın, 2004: 13).
Baker D. Vd. (2005). Labor Market Institutions and Unemployment: A Critical Assessement of the Cross-Country Evidence, (Ed. Howell, D. R.), Fighting Unemployment The Limits
Baker, D., Howell, D., & Schmitt, J. (2004). Unemployment and labour market Instutions: The failure of the emprical case for deregulation. [Working papers]. http://www.newschool.edu.cepa/research/workingpapers/EmploymentProtection, 1-43.
Biçerli, M. K. (2004). İşsizlikle mücadelede aktif istihdam politikaları. Anadolu Üniversitesi Yayınları.
Ceylan-Ataman, B. (1998). İşsizlik Sorununa Yeni Yaklaşımlar, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 53 (1), 59-72
OECD (t.y.). https://www.oecd.org/employment/activation.htm
Varçın, R. (2004). İstihdam ve işgücü piyasası politikaları. Siyasal Kitabevi.
[1] Gelirler politikası araçları; doğrudan kontrol araçları (ücret ve fiyatların dondurulması, ücret ve fiyat kılavuzluğu) ile dolaylı kontrol araçları (endeksleme politikası, vergilemeye dayalı gelirler politikası ve işgücü piyasasının düzenlenmesine yönelik politikalar) olmak üzere ikiye ayrılmaktadır (Ceylan-Ataman, 1998, s. 56-62)
Share this content:


