65. İş Arama Süreci Neden Bir Beşerî Sermaye Yatırımı Kabul Edilmektedir?

Bireylerin optimal iş arama davranışlarının seçilmesi bir çeşit sermaye ve yatırım sorunu gibi ele alınmaktadır. İş arama süreci çalışma ekonomisi alanında önemli konulardan biridir. İş arayanların işgücü piyasaları hakkındaki eksik bilgilerine karşın işverenlerin piyasa hakkındaki bilgileri daha fazladır. Ancak yine de işe alacakları kişilerin verimlilikleri hakkındaki bilgileri sınırlıdır. Arama davranışı, iş arayan kişinin bireysel kararı kadar firmaların boş iş kadroları ve verecekleri ücret düzeyine de bağlı olmaktadır (Eaten & Watts, 1977, s. 24).

Piyasalardaki bilgi eksikliği kısa dönemde geçerlidir. Teknoloji ile yakından ilgili olan bilgi elde etme maliyetleri, kısa dönemde bilgi sahibi olan tarafa monopol gücü sağlamaktadır (Salop, 1976, s. 241). İş arama süresi içinde işsiz kalınması durumunun yanı sıra, toplam talebin kompozisyonundaki değişme ve işgücü piyasasında ilk kez iş arayanların yetersiz bilgiye sahip olmaları da geçici işsizliğe neden olmaktadır (Lordoğlu vd., 1999, s. 285).

İşgücü piyasalarında tüm birimlerin tam bilgiye sahip olduğu varsayımı geçerli değildir. İş arama literatüründe işçi ve işverenlerin eksik bilgiye sahip olması temel varsayımdır. İşgücü piyasalarındaki alternatif iş fırsatları işçi devrinin artması yoluyla işgücü piyasalarını etkilemektedir (Özgüler, 2007, s. 1). Piyasadaki denge ücreti işçileri çeken ve firmalarla buluşturan bir etkiye sahiptir Standart, homojen, atomize piyasa modelinden farklı özelliklere sahip olan işgücü piyasalarındaki heterojenlik tüm arama fonksiyonlarında temel olarak bulunmakla birlikte tam olarak modellenmemektedir (Pissarides, 1986, s. 460).

Arama teorisi belirsizlik koşulları altında optimal kararın verilmesi düşüncesine dayanmaktadır. Arama teorisinin mal ve hizmet piyasalarında; en kârlı yatırım fırsatlarının aranması, etkin hizmet sunumu koşulları ile ilgili çeşitli uygulamaları bulunmaktadır. Standart arama teorisinin iş arama durumuna uygulanmasında ise konu, karar verme problemi olarak ele alınmaktadır. Arama teorisinde oyun teorisi benzeri bir çözümlemeler de söz konusu olmaktadır (Reinganum, 1982, s. 14).

Herhangi bir piyasada bilgi arama süreci genel arama ya da yoğun arama biçiminde olabilmektedir. Mal ve hizmet piyasalarında alıcılar, genel aramada satıcının bilgi aktarımı ile yetinebilmektedirler[1]. Yoğun bilgi aramada ise sunulan teklifler ve satıcının bilgi aktarımının yanı sıra, ek bilgilerine de gerek duyulmaktadır. Mal ve hizmetlerin standartlaşmış olduğu durumda genel arama yapılması yeterli olmaktadır. Kalite, nitelik vb. konularda çeşitliliğin fazla olduğu durumlarda ise yoğun arama yapılması daha rasyonel sonuçlar vermektedir.

İşgücü piyasasında iş arama faaliyetlerinin teorik temelleri George J. Stigler (1911-1991) tarafından 1962 yılında yayımlanan Information in the Labor Market çalışmasına dayanmaktadır (Stigler, 1962, s. 96). İşgücü piyasalarında işçinin sahip olduğu bilgi onun sermayesidir. İş arayan kişinin daha fazla bilgiye sahip olması, arama maliyetlerini azaltırken aynı zamanda ortalamanın üzerinde kazanç elde etmesine de yardımcı olmaktadır. Bireysel olarak işçi açısından gelecekte sağlanması beklenen gelirler önemli olmaktadır. Bilgiye erişim sosyal statüyü yakından etkilemektedir. Bireyler birbirleriyle bağlantı kurduklarında; arkadaşları, sosyal çevreleri ile bilgi ağlarının sürmesine yardım ederler.

İş arama süreci özünde bireysel bir süreçtir. Bu durumda da mikroekonomik anlamda bireyin iş bulma davranışı, maliyetler, çevreden bilgi elde etme durumu ile ilgili analizler ön plana çıkmaktadır.

Bireyin iş arama sürecindeki durumu; mevcut ya da önceki işinden aldığı ücret düzeyi gibi dış çevre ve iş özellikleri rezervasyon ücretinde[2] de farklılıklar olmasına yol açmaktadır. Ayrıca arama süreci boyunca bireyin karşılaştığı durumlar beklentileri ile ilgili öğrenme etkisinin de ortaya çıkmasına neden olmaktadır (Morgan, 1985, s. 1201). Ücret dışı gelirin ve varlıkların durumu da bireyin beklentilerini ayarlaması sürecinde etkili olmaktadır. Teorik olarak sıkça dile getirildiği gibi genel olarak gözlenen durum, yüksek rezervasyon ücretinin etkisi ile işsizlik süresinin uzaması biçiminde olmaktadır. Ücretler dünyanın hiçbir yerinde ve hiçbir piyasada arz ve talep değişimlerine özgürce uyum sağlayamamaktadır. Arama stratejileri ile niteliklerini eşleştiremeyen iş arayıcıların umudu, işgücü piyasası durumundaki kötüleşmeye bağlı olarak azalmakta hatta bireyler iş aramaktan vazgeçmektedirler (Yellen, 1984, s. 201; Benati, 2001, s. 458)[3].

İş arama sürecinde, işsizlikte bekleme süresi ve önceki işindeki ücret düzeyini bulamama riskleri bulunmaktadır. Dinamik bir süreç olan iş arama sürecinde başarı ya da başarısızlık iş arayan kişiyi etkilemektedir. İş arama faaliyetleri sonucunda artık işgücü piyasalarında iş bulma umudu kalmayan kişiler iş aramaktan vazgeçmektedirler (Eaten & Watts, 1977, s. 357).

İşgücü piyasalarında iş arama yöntemleri çeşitli biçimlerde sınıflandırılmaktadır. Formel/enformel ve geleneksel/geleneksel olmayan ayrımı; bağlantı kurulan firma sayısı, iş tekliflerinin ulaşma oranı, istihdam fırsatları, arama maliyetleri ve arama süresi gibi konularla ilgili olarak daha sağlıklı analizler yapılmasına imkân veren bir ayrım olarak görülmektedir. İş arama etkinliğinde gözlemlenemeyen bireysel heterojenlik durumunu iş arama yöntemlerinden kaynaklandığı düşünülmekle birlikte ne düzeyde etkili olduğunun hesaplanması son derece zor olmaktadır.

İş arama yöntemleri kimi kaynaklarda Formel ve Enformel İş Arama Yöntemleri[4]biçiminde kimi kaynaklarda da Geleneksel ve Geleneksel Olmayan İş Arama Yöntemleri[5]olarak sınıflandırılmaktadır. Türkiye açısından iş arama yöntemleri, TÜİK tarafından iş arama kanalları olarak adlandırılmaktadır. İş arama kanalları, iş bulmak için başvurulan yöntemlerin tümünü kapsamaktadır. İş arayan kişiler; eş dost akraba aracılığıyla, ya da firmalara doğrudan başvuru yaparak diğer bir ifadeyle geleneksel iş arama yöntemlerini kullanarak iş arayabilecekleri gibi internet, İŞKUR ya da özel istihdam büroları gibi daha modern iş arama kanalarını kullanarak da iş arayabilirler. Türkiye’de de TÜİK, HİA kapsamında olası tüm iş arama kanallarını tek tek sormaktadır.

Çalışma çağında olup bir işi olmayan kişiler, iş aramadıkları sürece işsiz kabul edilmemektedir. Çünkü işsizlik kişi açısından üretim sürecine katılamama, işgücü piyasası bakımından da iş yokluğu anlamına gelmektedir. Mevcut çalışma şartlarını beğenmediği için ya da aile gelir ve serveti ile hayatını sürdürmeyi düşündüğü için iş aramayan kişilerin bu durumu iş yokluğu biçiminde yorumlanamaz (TÜİK, 2007, s. 29).

İş arama kanallarına ilişkin sorular, kişinin iş arama arzusunun eyleme dönüşüp dönüşmediğini, diğer bir ifadeyle kişinin gerçekten iş arayıp aramadığını belirlemeye yöneliktir.

Aramaya ayrılan kaynaklar parasal maliyetleri içeren kaynaklar olabileceği gibi aramaya ayrılan zaman gibi doğrudan parasal olmayan dolaylı kaynaklar olabilmektedir. Hem doğrudan parasal maliyetler hem de aramanın fırsat maliyetlerini kapsayan arama maliyeti ile arama yoğunluğu ters orantılıdır (Kahn & Low, 1984, s. 2016). Arama maliyetleri; kadınlar ve erkekler, çalışanlar ve işsizler arasında farklı olmaktadır.

Doğrudan maliyetler; istihdam hizmeti harcamaları, seyahat ve gazete-dergi maliyeti vb. kapsar. Doğrudan maliyetlerin kadın ve erkekler arasında farklı olduğu bilinmektedir. Ücretsiz ev çalışmasına ayrılan zaman, aramaya ayrılan çalışma dışı faaliyet zamanını içeren fırsat maliyetinin kadın ve erkekler arasında farklı olduğu belirtilmektedir. Bu durum gözlemlenemeyen heterojenlik olarak ele alınmaktadır. Benzer durum bir işi varken iş arayanların daha esnek koşullarda iş araması ve işsizler için biraz daha zor koşulların olması durumunu açıklamaktadır (Blau & Robbins, 1990, s. 654). İş arama sürecinde genellikle göz ardı edilen öğrenme maliyetleri de parasal olmayan maliyetler arasında yer almaktadır (Morgan, 1983, s. 669).

Emek arzı ve işçinin iş araması kapsamında; bireylerin iş arama davranışları, iş aramada seçilen yöntem, iş arama maliyetlerinin nasıl karşılanacağı iş arama sürecinde önemlidir. İşgücü talebi firma mallarına olan talep sonucu ortaya çıkan türetilmiş talep olduğundan işverenlerin işe alma politikalarını etkileyen tüm koşullar işçilerin iş arama davranışlarını da etkilemektedir (Eaten & Watts, 1977, s. 357). Firmanın karşı karşıya olduğu talep eğrisinin azaldığını varsayalım. Bu duruma uyum sağlamak isteyen firma tüm faktörlerinin ve emek faktörünün de talebini de azaltacaktır. Tersine firmaya olan talebin artması göreli faktör talebini de değiştirecek, firma yeni durumda çok sayıda işçi istihdam etmek isteyecektir.

İşgücü talebi ve işverenin işçi araması dediğimizde; emek talebi iş arama sürecinde etkili olmaktadır. İş arama sürecine ilişkin modellerin birçoğunda iş arama sürecinde emek talebi durumu farklılıklarının, arama sürecindeki etkileri üstü kapalı da olsa analizlerin temelinde yer alan bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

İş arama literatüründe temel varsayım olan eksik bilgi varsayımı çalışanlar açısından işin gerekleri hakkında ve işverenlerin de işe alacakları kişilerin verimlilik düzeyleri hakkında eksik bilgiye sahip olmaları durumu ile özetlenebilir. Ancak işverenler işe alacakları kişiler hakkında bilgi elde edebilme konusunda daha avantajlı durumdadırlar. Hatta işe başvuran kişilerin mezun oldukları kurumların, bireyin sahip olduğu beşerî sermayelerinin bir işareti olarak ele alındığı ve literatürde Sinyal Teorisi olarak adlandırılan karar vermeyi etkileyen faktörler de söz konusu olmaktadır[6].

İş arama modellerinde çalışan niteliklerinin sabit olduğu varsayılmaktadır. Bu argüman, işverenin arama ve kalite telafilerinin sabit kaldığı varsayımını da içermektedir. Üstün nitelikteki çalışanları istihdam etmek isteyen işveren benzer ücreti veren diğer işverenlerden daha fazla arama yapmak zorundadır.

İş arama sürecinde işgücü ve işveren taraflarında iş arama sürecinin genel dinamikleri kurumların varlığı ile de değişmektedir. İşgücü arz ve talebinin buluşmasında aracıların rolü istihdam ve işsizlik bölümünde aktif işgücü piyasası politikaları başlığı altında ele alınacaktır.

Benati, Luca (2001). “Some Empirical Evidence on the ‘discouraged worker’ Effect”, Economic Letters, Vol. 70, No. 3, pp.387-395.

Canbey-Özgüler, V. (2007). İş Arama Teorisi, Sosyal Ağlar ve İnternet, Anadolu Üniversitesi Ya. No.1728, İİBF. Ya. No. 198, Eskişehir.

Eaten, C. B. ve Watts, M. (1977). Wage Dispersion, Job Vacancies and Job Search in Equilibrium, Economica, New Series, Vol. 44(173), 23-35.

Gürsel, S. & Ulusoy, V. (1999). Türkiye’de işsizlik ve istihdam. Yapı Kredi Yayınları.

Kahn, L. M. ve Low, S. A. (1984). An Emprical Model of Employed Search, Unemployment Search and Non Search, The Journal of Human Resources, 19(1), 104-117.

Lordoğlu, K. – Törüner, M. ve Özkaplan, N. (1999). Çalışma İktisadı, İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım.

McCormick, B. (1990). A theory of signalling during job search, employment efficiency and ‘stigmatised’ jobs. The Review of Economic Studies, C. 57(2), 299-313.

Morgan, P. B. (1983). Search and Optimal Sample Sizes, The Review of Economic Studies, 50(4), 659-675.

Pissarides, R. A. (1986). Trade Unions and the Efficiency of the Natural Rate of Unemployment, Journal of Labor Economics, 4(4), 582-595.

Reinganum, Jennifer F. “Strategic Search Theory”, International Economic Review, Vol. 23, No. 1. (Feb., 1982), pp. 1-17.

Salop, S. (1976). Information and Monopolistic Competition, The American Economic Review, Papers and Proceedings of the Eighty-eight Annual Meeting of the American Economic Association, 66(2), 240-245.

Stigler, George J. (1962). “Information in The Labor Market” The Journal of Political Economy, Part 2:Investment in Human Beings, Vol. 70, No 5, pp. 94-105.

TÜİK (2007). İşgücü, istihdam ve işsizlik istatistikleri sorularla resmi İstatistikler dizisi:1, http://www.tuik.gov.tr/Kitap.do?metod=KitapDetay&KT_ID=8&KITAP_ID=132.

Yellen, Janet L.(1984). “Efficiency Wage Models of Unemployment”, The American Economic Review, Vol. 74, No.2, Papers And Proceedings of the Ninety-Sixth Annual Meeting of the American Economic Association, pp.200-205.

[1] Enformasyon (information), verilerin karar alma sürecinde destek sunacak şekilde anlamlı bir biçime getirilmek üzere analiz edilmesiyle ulaşılan sonuçlardır. İletilen bir durumu ifade etmektedir. Bilgi (knowledge) ise üst bilgi, öğrenilmiş bilgi olarak da tanımlanan, yargılama ile elde edilen deneyimlerdir. İngilizceden yapılan çevirilerde, bilgi için “knowledge” kelimesi kullanılırken, “information” için de “bilgi” terimi kullanılabilmektedir. Bilgi ve enformasyon kelimelerinin bu ayrımda fazla dikkate alınmadan birbirinin yerine kullanıldığı görülmektedir. Benzer durum bu çalışmada da zaman zaman karşımıza çıkmaktadır.

[2] Rezervasyon ücreti; bireyin işgücü piyasalarında çalışmaya başlamak için kabul edeceği en düşük ücret düzeyidir.

[3]İş aramaktan vazgeçme durumu, “Cesareti Kırılmış İşçi Etkisi” olarak da adlandırılmaktadır.

[4] Devlet ve özel istihdam bürolarının ilanları, gazete ilanları, sendika duyuruları, okul hizmetleri, ilan panoları gibi formel kaynaklar yanında işveren ve diğer işverenlerin referansları, doğrudan ve dolaylı iş arama ağları gibi enformel kaynaklar da söz konusu olabilmektedir (Kuhn & Skuterud, 2000, s. 3). Yazarlar, enformel yöntemlere sosyal ağları da eklemişlerdir.

[5] İş arama yöntemleri zaman içinde dönüşüme uğramış ve gelişen teknoloji ile birlikte yeni arama yöntemleri kullanılmaya başlanmıştır. Firmalara doğrudan başvuru iş ilanları yoluyla iş bulma gibi geleneksel yöntemler kullanılmaya devam edilmekle birlikte zaman içinde teknolojinin gelişmesi ile paralel olarak yeni yöntemler de kullanılır olmaktadır.

[6] Kârını maksimize etmeyi amaçlayan firmalar, yeni işe alacakları kişilerin verimlilikleri hakkında yeterli bilgiye sahip değillerse tek ve en önemli faktör olarak eğitim düzeyine bakmaktadırlar. Sinyal Teorisi olarak da bilinen bu teoriye göre eğitim düzeyine bakmaktaki amaç doğal olarak yeni elemanların ne kadar kısa zamanda öğrenme yeteneğine sahip olduğunu belirleyerek bunu verimlilik açısından değerlendirmektir (Gürsel & Ulusoy, 1999, s. 115; McCormick,1990, s. 301).

Share this content: