30. İşgücüne Katılma Oranı Nedir? Nasıl Hesaplanır?
İşgücüne Katılma Oranı (İKO), istihdam edilenlerle işsizlerin toplamının oluşturduğu işgücünün aktif nüfusa oranıdır. Bu oran, aktif nüfus içinde işgücünün nispi ağırlığını gösterir. İktisadi Faaliyet Oranı ya da Ekonomik Aktivite Oranı olarak da adlandırılan işgücüne katılma oranı, ekonomi politikalarının belirlenmesinde ve uygulanmasında önemli bir rol oynamaktadır. Örneğin, tam istihdamı sağlamaya yönelik politikalar, toplumda kaç kişinin çalışmak isteğinde olduğu bilindiğinde oluşturulup uygulanabilir. Bunun için işgücüne katılma oranı ve bunu etkileyen unsurların bilinmesi gerekir. İşgücüne katılma oranının artması ekonomik faaliyet oranının artması anlamına gelirken, azalması ise aktif nüfusun daha büyük kısmının ekonomik faaliyetlerin dışında kalması anlamında değerlendirilebilir. İşgücü piyasası ile ilgili politikalar oluşturulurken işgücüne katılma oranı önemli bir gösterge olmakla birlikte, tek başına yeterli değildir ve bunu oluşturan unsurların da göz önünde bulundurulması gerekir. Yani, ülkelerin sadece işgücüne katılma oranlarına bakarak işgücü piyasalarını değerlendirmek bizi hatalı sonuçlara götürebilir. Ülkede işsizlik oranı yüksek olduğunda da İKO yüksektir. Bu nedenle sağlıklı değerlendirme yapabilmek için işgücü piyasalarıyla ilgili diğer veriler de değerlendirilmelidir. Nitekim işgücüne katılma oranının yüksek olması, o ekonomide işsizlik oranının düşük olduğu anlamına gelmemektedir. Çünkü insanların çalışıyorken işsiz kalmaları İKO değerini değiştirmeyecektir. Bu konuda doğru bir değerlendirme yapabilmek için işgücü piyasasıyla ile ilgili diğer parametrelerin de bilmesi gerekmektedir (Biçerli, 2014, s. 10). İKO’yu etkileyen faktörler genellikle, bireysel emek arzını belirleyen faktörlerle özdeştir. Bu faktörlerin başında ücret oranı gelmektedir. Bunlar;
- Ücret oranı,
- İşgücü piyasası koşulları,
- Eğitim düzeyi,
- Kentleşme,
- Kadınların çalışmasına yönelik sosyal tutumlar,
- Boş zamanı daha değerli kılan teknolojik yenilikler,
- Demografik faktörler biçiminde sıralanabilir (Zaim, 1992; Biçerli, 2014, s. 10).
Bunun yanında, işgücü piyasasının koşulları, eğitim düzeyi, kentleşme, kadınların çalışmasına yönelik sosyal tutumlar, boş zamanı daha değerli kılan teknolojik yenilikler ve demografik faktörler de işgücüne katılma oranını etkilemektedir.
Kadınların işgücü piyasalarında yer alma isteklerini gösteren Kadın İKO işgücü piyasasında olup olmama yani çalışıp çalışmama biçiminde bir ikili tercih (dikotomi) değil formel sektörde çalışmayı seçme, enformel sektörde çalışmayı seçme ve çalışmama biçiminde bir üçlü tercih (trichotomous)” durumudur (Hill, 1989: 145).

İşgücü çalışanlar ve işsizlerin toplamından oluştuğundan formül,
biçiminde yazılabilir.
Türkiye’de işgücüne katılımın düşük olmasını iki temel nedeni bulunmaktadır. Bunlar;
- Genel olarak nüfusun eğitim düzeyinin düşük olması biçimindedir. Eğitim düzeyi arttıkça işgücüne katılım da artmaktadır. Özellikle tarım dışı sektörler açısından eğitim daha büyük önem taşımaktadır. Bütün ekonomilerde, yapısal değişim ile birlikte eğitimin, istihdam ve işgücüne katılımdaki rolü artmaktadır.
- Kadınların işgücüne katılımının çok düşük olması ikinci nedenidir. Türkiye’de kadınların işgücü piyasalarına katılım oranı oldukça düşüktür. Bu düşük oran nedeniyle toplam işgücüne katılma oranı da düşmektedir. Türkiye’de kadınların işgücüne katılma oranları zaman içinde azalmaktadır (TÜİK, 2007, ss. 32-34).
Biçerli, M. K. (2014). Çalışma ekonomisinin temel kavramları. İçinde N. Gündoğan & M. K. Biçerli (Eds.), Çalışma ekonomisi (ss. 2-19). Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Yayınları.
Hill, Anne M. (1984). Female Labor Force Participation in Japan: An Aggregate Model, The Journal of Human Resources, 19 (2), 280-287.
TÜİK (2007). İşgücü, istihdam ve işsizlik istatistikleri sorularla resmi İstatistikler dizisi:1, http://www.tuik.gov.tr/Kitap.do?metod=KitapDetay&KT_ID=8&KITAP_ID=132.
Zaim, S. (1992). Çalışma ekonomisi. (Yenilenmiş ve Genişletilmiş 9. Baskı). Filiz Kitapevi.
Share this content:


