31. Emek Verimliliği Nasıl Tanımlanır? İşgücü Piyasaları Bakımından Önemi Nedir?
Verimlilik, en genel anlamıyla, üretim sürecine katılan üretim faktörleriyle elde edilen üretim arasındaki ilişkiyi ifade etmektedir. Uygulamada çeşitli verimlilik ölçümleriyle karşılaşmamız mümkündür. Eğer üretim miktarı, üretimde kullanılan toplam faktör miktarına bölünüyorsa toplam verimlilik, üretim faktörlerinden sadece birisine oranlanıyorsa kısmi verimlilik söz konusudur.
Her girdi ve girdilerin toplamı için verimliliğin ayrı ayrı hesaplanabilmesi söz konusu olabileceği gibi, girdi ve çıktıların miktarı ya da parasal değerinin hesaplanabilmesi de söz konusu da olabilir. Verimlilik, üretimde kullanılan girdilerin her birinin veya tümünün birden, üretilen ürüne ne kadar katkıda bulundukları konusunda bilgi vermektedir. Belli miktarda mal üretmek için belirli miktarda girdi kullanıldığında bu girdiler tek tek veya birlikte sonucu, çıktıyı ne ölçüde etkilemektedir? Sorunun yanıtını, hesaplanan oran diğer bir ifadeyle verimlilik vermektedir. Aslında verimliliğin belirtilen sorunun yanıtı olabilmesi onun uygun bir biçimde hesaplanabilmesi ile olanaklıdır. Verimliliğin artması, belirli bir girdinin veya tüm girdilerin ortalama maliyetlerinin düşmesi anlamını taşımaktadır. Bu durumda, emek verimliliği, sermaye verimliliği ya da müteşebbis verimliliği gibi verimlilik türlerinden söz edilebilir.
Emek verimliliği, belirli bir dönemde bir firmanın, iş kolunun veya ülkenin ürettiği toplam reel üretim miktarının, bu üretimin elde edilmesi için kullanılan toplam emek-saat miktarına bölünmesiyle elde edilir. Emek verimliliğini belirleyen unsurların başında, üretimde kullanılan emeğin kalitesi gelmektedir. Kuşkusuz, emeğin kalitesi ile eğitim düzeyi arasında doğru orantılı bir ilişki bulunmaktadır. İyi eğitilmiş, vasıf düzeyi yüksek işçilerin verimlilik düzeyi de yüksek olacaktır. Eğitimin yanında, sağlık ve beslenme koşulları gibi yaşam şartları da emeğin kalitesi üzerinde etkili olmaktadır. Emeğin verimliliğini belirleyen bir başka unsur, birim emek başına düşen sermaye malı miktarıdır.
Zamanla sanayide kullanılan makine sayısındaki artışlar işçi başına daha fazla sermaye malı düşmesine neden olmuş, bu da verimliliği yükseltmiştir. Bütün bunların yanında, teknolojik gelişmeler, uzmanlaşma, emek hareketliliği, toplumdaki verimlilik kültürü ve kamu politikaları da emek verimliliğini etkileyen unsurlar arasında sayılabilmektedir.

Emek verimliliği formülü verimlilik değerini verir ancak bu değer bir önceki yıl, bir başka ülke, bir başka sektör gibi farklı bir değer ile birlikte ifade edildiğinde bir anlam taşımaktadır. Verimlilik kavramının göreceli yapısı (Kime göre? Hangi yıla göre verimli? Sorularının geçerli olması) nedeniyle verimlilik kavramı endekslerle ifade edilmektedir.Örneğin yıllar içinde emek verimliliğindeki değişimi incelemek amacıyla bir emek verimliliği endeksi oluştururken her bir yıl için verimlilik değeri hesaplanır ve hangi yıl ile karşılaştırma yapılacaksa o yıl baz alınarak bir endeks elde edilir. Verimlilik ile ilgili yorum ve karşılaştırmalar endeks değerleri dikkate alınarak yapılmaktadır. Karşılaştırma ve yorum konusunda yararlı olan verimlilik endeksleri piyasada fiyatlandırılmayan kamu hizmetleri sonucu oluşan kamusal malları dikkate almamaktadır. Bunun yanı sıra endeksler yoluyla zaman içinde mal kalitesinde ortaya çıkan artışları da izlemek mümkün olamamaktadır. Son olarak da üretim verimliliği sadece emek verimliliğine bağlı değildir, verimliliği etkileyen diğer değişkenlerin de hesaba katılması gerekmektedir. Verimlilik endeksleri belirtilen bu üç durumu yansıtamadığı için bu durumlar verimlilik endekslerinin eksik yönleri olarak ifade edilmektedir (Biçerli, 2011, s. 409-425).
Ülkelerin hem makroekonomik sorunlarının çözümlenmesinde, hem de toplumsal kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilmesinde en önemli unsur olan verimlilik artışında; işgücünün kalitesi, kullanılan sermaye malı miktarı ve üretim faktörlerinin kullanımında etkinlik olmak üzere üç temel unsur rol oynamaktadır (Biçerli, 2011, s. 414).
İşgücü piyasalarında verimli çalışma ekonomik gelişmenin, ulusal refahın ve bireysel yaşam standardının yükselmesinin temel unsurunu oluşturmaktadır. Bir işletmeden veya ülkede gerçekleşen süreçler için kullanılan insan, teknoloji, enerji, makine, hammadde gibi kaynaklar ve yönetim biçimleri, stratejiler, politikalar gibi kavramlar verimliliği etkilemektedir. Ülke ekonomisi açısından verimliliğin düşük olması, eldeki kaynakların iyi kullanılmadığını gösterir. Bu demektir ki, eldeki kaynağın belli bir miktarı kullanıldığında gerekli koşullar sağlanarak daha fazla ürün elde edebilecek iken, yani teknik olarak böyle bir olanak varken ya da sağlanabilecekken bu sağlanamamaktadır (Ünal, 1989, s. 435). Verimliliğin emek ve sermaye bileşiminin yanı sıra sosyal ilişkilere de bağlı olduğunu ileri süren görüşler bulunmaktadır (Edwards vd., 2002, s. 309).
Biçerli, M. K. (2011). Çalışma ekonomisi. (6. Baskı). Beta Yayınları.
Edwards, L. N. ve Hendrey, E. F. (2002). Home Based Work and Women’s Labor Force Decisions, Journal of Labor Economics, 20 (1), 170-200.
Ünal, I. (1989). “Verimliliğin Önemi ve Eğitimle İlişkisi”, Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, C. 22, S.1-2, s. 435-442.
Share this content:


