17. İşgücü Piyasalarının Kavramsal Çerçevesi Nasıl Tanımlanır?

İşgücü piyasaları ücretli emeğin yaşamak ve hayatını sürdürmek için faaliyette bulunduğu piyasalardır. İşgücü ülke ekonomisinin insan kaynağını somut olarak yansıtması nedeniyle önemlidir. Temelde çalışma kavramına dayalı olan emek (işgücü) piyasaları üretim biçimlerinde yaşanan gelişmeler ve dönüşümlerle değişmiş ve değişmeye de devam etmektedir.

İşgücü piyasaları alanında çoğu zaman kavramlar ve teorik çalışmalar arasında farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılıklar kapitalizm öncesi yapısal durumlar, farklı perspektifler, sınırlılıklar, ideolojiler ve bakış açısı farklılıklarından kaynaklanmaktadır. Modern toplumlardaki sosyo-ekonomik sistemin bir parçası olarak işgücü piyasalarını ele aldığımızda genellikle baskın üretim biçimi olarak kapitalizm, kapitalizm denildiğinde piyasa ekonomisi akla gelmektedir (Furåker, 2005, s. 15). İşgücü piyasaları sadece kapitalist ekonomilerde yoktur, ancak kapitalist ekonomilerde işgücü piyasaları yaşamsal öneme sahip kurumlar olarak kapitalizm öncesi üretim biçimlerinden oldukça farklı özelliklere sahiptir.

Modern toplumlarda sosyo-ekonomik sistemin bir parçası olarak işgücü piyasaları yaşamsal öneme sahiptir. Günümüzün baskın üretim biçimi olan kapitalizmde işgücü piyasaları mal ve hizmet piyasaları gibi diğer piyasaların bir alt türü gibi ele alınsa da insan unsuruna dayalı olmaktan kaynaklanan farklı özellikleri bulunmaktadır. Hatta literatürde insana dair olan emek kavramının piyasa kavramı altında ele alınması durumu tartışılmalı bir konudur (Ehrenberg &  Smith, 2012, s. 2). Analizler yapılırken piyasanın mal ve hizmetlerin üretildiği sosyal alanlar tanımından hareket edilmekte, alıcı ve satıcıların üretilmiş ürünleri aldığı ve sattığı yerler piyasa olarak tanımlanmaktadır (Furåker, 2005, s. 15). Bu piyasa tanımlamasının bir uzantısı olarak işgücü piyasaları da özünde işgücünün kiralanması sistemi olarak karşımıza çıkmaktadır. İşverenler belli bir zaman için işgücüne sahip olmaktadırlar. Piyasada alım satıma konu olan emek değil emek gücüdür, işçiler çalışma kapasitelerini belli bir süreliğine bir işe/işverene hasretmektedirler. Ancak işgücünü sahibinden ayırmak mümkün olmadığından işgücü piyasalarını kendine has özellikleri ile ayrıca analiz etmek önemli ve gereklidir.

Pek çok insan yaşamını sürdürebilmek için çalışmak zorunda olduğundan çalışmadığında diğer bir ifadeyle istihdam edilemediğinde bir gelir elde etme imkânından da yoksun kalmaktadır. Her ne kadar günümüzde çalışmanın insanları yoksulluktan kurtaramadığı durumlar giderek yaygınlaşmakta ve literatürde çalışan yoksullar olarak adlandırılan sosyo-ekonomik sorun söz konusu olsa da genel olarak çalışma, bireylerin ihtiyaçlarını karşılamaları için temel faaliyetlerden biri olmaya devam etmektedir (Cook, 2008). İşgücü piyasalarının temel öznesinin insan olması nedeniyle mal ve hizmet piyasaları, sermaye piyasaları vb. diğer piyasalar gibi analiz edilmesi mümkün değildir. Üretim süreci içinde sermaye sahibinin faiz gelirini ya da toprak sahibinin rant gelirini elde etmesi için mutlaka fabrikasının ya da toprağının başında bulunması gerekmemektedir. Ancak emek gücünün bireylerden ayrılamazlığı ölçüsünde emek faktörü bakımından çalıştığı ortam, çalışma düzeni vb. pek çok koşul önem kazanmaktadır. Bu nedenle işgücü piyasaları kendine has özellikleri göz önünde bulundurularak incelenmektedir[1].

Çalışma Ekonomisi Konularının Kapsamı

Ekran-Resmi-2025-04-23-19.14.11 17. İşgücü Piyasalarının Kavramsal Çerçevesi Nasıl Tanımlanır?

(İKO: İşgücüne Katılma Oranı. Çalışanlar ve işsizlerin aktif nüfus içindeki oranını göstermektedir).

Kaynak: Mc Connell; Brue & Macpherson, 2003; Biçerli, 2014.

Hayatımızın her alanında işgücü piyasaları içinde ilişki içinde bulunmaktayız. Toplumda üretilen mal ve hizmetlere talebimiz olduğu sürece bu üretimin gerçekleştirenlerle diğer bir ifadeyle emek piyasası aktörleri ile bir arada bulunmaktayız. Basın yayın organlarındaki işsizlik, asgari ücret, sendikalar, kadınların işgücü piyasalarına katılımları gibi haberler işgücü piyasalarının hayatımızın her alanında bizimle birlikte var olduğunu kanıtlar niteliktedir. İşgücü piyasalarının önemini ortaya koyan bir diğer durum bu piyasalarda gerçekleşen ücretli çalışma, işsizlik, istihdam gibi kavramların sayısal nicelikler olarak ifade edilebilmesidir. Örneğin ulusal gelirin yaratılmasında emeğin payı, işsizlik oranı gibi kavramlar bu kapsamdadır (McConnell, Brue & Macpherson, 2006, s. 2).

İnsanlar üretim sürecinde yer aldıklarında yetenek, bilgi ve deneyimlerini de üretim sürecine aktarırlar bu yönüyle istihdam ilişkisi çalışan ve çalıştıran arasında kişisel bir ilişkidir ancak bu ilişkinin tarafları arasında her zaman tam bilgi durumu mevcut değildir. Her bireyin farklı bilgi, beceri, yetenek, ücret ve çalışma koşulları beklentisi vardır. İşgücü piyasası özellikleri bakımından heterojenlikolarak adlandırılan bu özellik tam rekabetçi işgücü piyasaları varsayımı altında yapılan analizlerde homojen işgücü biçiminde kullanılmaktadır. İşgücü piyasası özelliklerinde yer alan gerçek durumun işgücünün heterojenliği biçiminde olduğu ancak tam rekabetçi işgücü piyasalarında heterojenlik yerine homojenlik varsayımının kullanıldığına dikkat edilmelidir. İşgücü piyasaları ile ilgili olarak ifade edilmesi gereken diğer bir özellik ise tek işgücü piyasası değil farklı meslek, coğrafi alan gibi ölçütlere göre sınıflandırılan binlerce işgücü piyasası olmasıdır. Her bir piyasa için farklı koşular olmakla birlikte genel olarak işçilerin pazarlık gücünün az olduğu, gücün alıcı konumunda olan işveren lehine olduğu durum diğer bir işgücü piyasası özelliğini oluşturmaktadır. Çalışanın pazarlık gücü, bir işi kabul etme ya da geri çevirebilme özgürlüğüne bağlıdır. Ayrıca bu durumun yanı sıra sendikalar vb. kurumsal yapılar da işgücü piyasalarını etkilemektedir. Bu özelliklerin yanı sıra belirtilmesi gereken temel bir özellik emek talebinin türetilmiş bir talep olmasıdır. Mal ve hizmet piyasalarında belli mal ve hizmetlere yönelik olarak ortaya çıkan talep, emek talebini ortaya çıkarmaktadır (Biçerli, 2011, s. 4-9).

Emek arz ve talebinin buluştuğu ortam olarak işgücü piyasaları teorik yönden beş farklı türe ayrılır. Bunlar;

  • İdeal işgücü piyasası: Tam rekabet koşularının geçerli olduğu durum.
  • Doğal işgücü piyasaları: Eksik ve aksak rekabet koşulları içinde işleyen ve devlet tarafından sosyal yükümlülüklerin yerine getirilmediği piyasalar.
  • Kurumsal işgücü piyasaları: Sendikalar ve devletin var olduğu durum.
  • Güdümlü işgücü piyasaları: Otoriter rejimlerde doğal işgücü piyasası aksaklıklarını önlemek için piyasalar devlet tarafından düzenlenmektedir.
  • Himayeci işgücü piyasaları: Karma ekonomilerde görülmektedir, toplu sözleşme ve pazarlıklar vardır. Devlet destekleyici ya da yardımcı olarak faaliyetlerini yürütmektedir (Zaim, 1992, s. 24).

Teorik olarak tanımlanan bu işgücü piyasası özellikleri yanında ülkelerde nüfus, emek arzı, istihdam oranları, işsizlik oranları gibi çeşitli değişkenler ve bu değişkenler arası ilişkilerden oluşmuş bir işgücü piyasası yapısı bulunmaktadır. Türkiye işgücü piyasaları; nüfus artış hızına bağlı olarak büyüyen genç nüfus, okur-yazar olmayanlar da dâhil olmak üzere lise altı eğitimlilerin toplam işgücünün yarısından fazlasını oluşturması, tarım sektörünün payının yüksekliği ve kayıt dışılığın yaygın olması gibi genel özeliklere sahiptir. Ancak sağlıklı analizler yapılabilmesi için tüm bu değişkenlerin öncelikle net bir biçimde ortaya konulması ve karşılaştırılabilir veri setleri olarak kamuoyuna sunulması önemli ve gereklidir. İzleyen başlık altında bu yapıyı oluşturan değişkenler ağırlıklı olarak TÜİK tarafından yapılan tanımlar çerçevesinde ele alınmaktadır.

Biçerli, M. K. (2011). Çalışma ekonomisi. (6. Baskı). Beta Yayınları.

Biçerli, M. K. (2014). Çalışma ekonomisinin temel kavramları. İçinde N. Gündoğan & M. K. Biçerli (Eds.), Çalışma ekonomisi (ss. 2-19). Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Yayınları.

Cook, S. (2008). Economic growth, social protection and “real” labour markets: linking theory and policy, IDS bulletin, 39 (2), 1-10.

Furåker, B. (2005). Sociological Perpectives on Labor Markets. Palgrave Macmillan.

McConnell, C. R., Brue, S. L. & Macpherson, D. A. (2006). Contemporary labor economics. (7. Baskı). McGraw-Hill Education.

Zaim, S. (1992). Çalışma ekonomisi. (Yenilenmiş ve Genişletilmiş 9. Baskı). Filiz Kitapevi.


[1] Emek ve emek gücünün birbirinden ayrılamazlığı durumunun hızla değişen bilgi ve iletişim teknolojileri ile göreli olarak ayrılabilir. Özellikle hizmet sektöründe yapılan üretimde bilgi ve işlem teknolojileri aracılığıyla hizmetin depolanması ve iletimi söz konusu olmaktadır. Dolayısıyla hizmet üretildiği zaman dilimi dışında da tüketilebilmektedir. Herhangi bir eğitim ders içeriğinin bilgisayar ve internet aracılığıyla çevrim içi ya da çevrim dışı olarak bir kez üretildikten sonra defalarca izlenebilmesi bu konuda ilk akla gelen örneklerdendir. Diğer bir örnek hassas robot kolları kullanılarak farklı bir mekândaki hastanın ameliyatının gerçekleştirilmesidir. Emeğin bulunduğu mekân ile hizmetin sunulduğu mekânın farklılaşabilmesine imkân veren teknolojilerin kullanımı yeni olmada günümüzde yaşanan hız baş döndürücüdür. Üretim başlığı altında ele aldığımız zaman, mekân, şekil ve mülkiyet faydası yaratılması anlamında üretim dijital üretim aşamalarında hizmetin depolanması, iletilmesi, saklanması ve dönüştürülmesi gibi yeni imkânlarla dijital üretim biçimlerini ortaya çıkarmaktadır.

Share this content: