88. Farklı Demografik Gruplar Bakımından İstihdam ve İşsizliğin Önemi Nedir?

İşgücü piyasası analizleri yapılırken nüfusun demografik özelliklerine dayalı ayrımların kullanıldığını çalışmamızın ilk bölümünde ele almıştık. Bu analizlerde genellikle kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı, engelli, göçmen gibi farklı gruplar işgücü piyasalarına girişte, istihdam ve işsizlik durumlarında ve işgücü piyasalarında ayrılma aşamasında farklı gerçekliklere sahip gruplar olarak ayrılarak analizlere konu olmaktadır. Bu durum sosyal politika alanında istihdamda dezavantajlı gruplar ya da sosyal politika anlamında korunması gerekli gruplar olarak adlandırılmaktadır. Sanayi Devrimi ile birlikte ekonomik nedenlerle çocuk ve kadınların kitleler halinde ağır ve zor koşullarda çalışmak zorunda kalmaları (Talas, 1967, s. 19) ile başlayan bu tanımlama zaman içinde farklı nüfus gruplarını da içine alacak şekilde genişlemiştir. Burada işgücü piyasalarında ücretli istihdam ilişkisi içinde olma durumu ile ilgili bir ön kabul bulunmaktadır. İşgücü piyasalarında belli bir yaştaki, herhangi bir engeli olmayan erkek işgücü çalışması gereken asıl kişi olarak kabul edilerek diğer gruplar bu durum ile bağlantılı bir biçimde ele alınmaktadır. Bu konu ile ilgili ikinci durum ise analizi yaparken bu alt grupları ayırmadaki güçlüktür. Zira 50 yaşında engelli bir kadın olarak işgücü piyasalarındayer almak isteyen bir kişinin durumu incelenirken hangi grupta yer alacağı konusu bulunmaktadır. Bu konuda yapılacak incelemenin, analizin ve uygulanacak politikaların türüne göre hangi grupta yer alacağı belirlenebilir. Örneğin, İŞKUR İş ve Meslek Danışmanlığı aşamasında işgücü piyasalarına yakınlık ile bağlantılı olacak biçimde 4 ana grupta incelemektedir. Bu durumda 50 yaşında engelli bir kadın 4. Gruba yani işgücü piyasalarında yer alabilmesi en zor olan grupta ele alınmalıdır. Bu konuda Ek Tablo 7’yi inceleyebilirsiniz.

Bu başlık altında uygulamada yukarıda söz edilen dörtlü ayrım yerine istihdam ve işgücü piyasası çalışmalarında yaygın olarak kullanılan sosyal politika anlamında dezavantajlı gruplar tanımlamasına giren kadınlar, çocuk ve gençler, yaşlılar ve engelliler bakımından istihdam konusu ele alınacaktır.

Çocukların korumasını öngören ilk düzenlemeler Sanayi devrimi koşullarında 1800’lü yıllarda Büyük Britanya’da başlamıştır. Çocukların çalıştırılması Sanayi devrimine özgü bir konu olmasa da fabrikalarda zor koşullarda çalışmaya başlamaları düzenleme yapılması gerektiği düşüncelerini ortaya çıkarmıştır. Robert Peel tarafından sunulan ve 1802 tarihinde kabul olunan Çırakların Bedeni ve Manevi Sağlıkları Hakkında Kanun (Health and Morals of Apprentices Act) isimli kanun ile çocuk ve genç işçilerin sorunları ile ilgilenilmeye başlanmasının dönüm noktası olarak ifade edilmektedir (Talas, 1967, s. 119). 1802 sayılı kanun ile çırak çocukların çalışma süreleri 12 saat olarak belirlenmiş, gece çalıştırılmaları yasaklanmış, işverenin yanında kalan kız ve erkek çocuklar için ayrı yatakhaneler kurulması ve çocukların okuma-yazma öğrenmek için okula devamlarının sağlanması düzenlemeleri getirilmiş, bu düzenlemeyi yeni düzenlemeler izlemiştir. 1825, 1831, 1833 ve 1844 yıllarında çıkarılan kanunlarla çalışmaya kabul yaşı, gece çalışması, dinlenme hakları gibi alanlarda hükümler yer almıştır. 1819 ve 1833 tarihli kanunlarda çalışmaya kabul yaşı 9 olarak kabul edilmiş, 1844 yılında 8’e indirilmiş ve 1874 yılında 10’a çıkarılmıştır.

Genel olarak gençlik dönemi; belirli ve sınırlı bir yaş dilimi içinde duygu, düşünce, davranış ve tutum olarak bireyi sosyal olgunluğa hazırlayan bir dönem olarak tanımlanmaktadır. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’ne (UNESCO) göre genç; öğrenim yapan, hayatını kazanmak için çalışmayan ve kendine ait bir konutu bulunmayan kişi olarak tanımlanmaktadır. ILO tarafından yapılan tanımlamada ise 15-24 yaşları arasında çalışanlar genç işçi olarak kabul edilmektedir (ILO, 138 sayılı Asgari Yaş Sözleşmesi[1]). Ayrıca ILO 146 sayılı Asgari Yaş Tavsiye Kararıyla da 15 olan taban yaşın 16’ya çıkarılmasını öngörmektedir. Türkiye’nin de imzalamış olduğu Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin 1. maddesinde 18 yaşına kadar her insanın çocuk sayılması gerektiği ifadesine yer verilmektedir (http://www.ilo.org). Çalışmamızda önemli bir sorun alanı olan çocukların çalıştırılması konusuna değinilmemiş ve işgücü piyasalarında yer almamaları görüşünden hareketle istihdam ve işsizlik konuları gençler bakımından ele alınmıştır. Gençler ve kadınlar çalışma kapsamında ele alınan iki temel grubu oluşturmaktadır.

Kadınların çalışmaları ile ilgili ilk sosyal politika tedbirleri 1842 tarihlidir. 10 yaşından küçük çocukların ve hangi yaşta olursa olsun kadınların yeraltı işlerinde çalıştırılmalarını yasaklayan 1842 tarihli kanunu 1874 tarihinden sonra çıkan ve ekonomik hayatın her sektöründe çalışan işçileri korumayı öngören çeşitli kanunlar Sanayi Devriminin ortaya çıkardığı uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve olumsuz çalışma koşullarının düzelmesi yolunda yapılan düzenlemelerdir (Talas, 1967, ss. 125-127).

Büyük Britanya’da olduğu gibi İsveç ve Fransa gibi sanayileşmeye başlayan ülkelerde de 1800’lü yıllarda benzer düzenlemelerin yaptığı görülmektedir (Talas, 1967, ss. 130-142).

Osmanlı İmparatorluğu’nda da işçilerle ilgili ilk düzenleme 1865 tarihli Dilaver Paşa Nizamnamesi’dir. Cumhuriyet döneminde sosyal politika uygulamaları 1920 yılından itibaren başlamıştır. 1921 tarihli Ereğli Maden Havzası Maden İşçilerinin Hukukuna Mütedair Kanun, 1936 tarihli İş Kanunu, 1967 tarihli İş Kanunu gibi çeşitli düzenlemelerle çalışanların korunması, iş sağlığı ve güvenliği, ücretler gibi alanlarda ilerlemeler yaşanmıştır (Talas, 1967, ss. 153-244). Bu gelişmelerin daha ayrıntılı olarak Sosyal Politika, Çalışma İlişkileri Tarihi, Bireysel ve Toplu İş Kanunu gibi derslerde ele alındığını hatırlatarak istihdam başlığı altında güncel tartışma alanlarına göz atalım.

Günümüzde de dünya genelinde çocuk işgücü ile ilgili artan bir farkındalık söz konusudur Çocuk işgücü ile ilgili uluslararası belgeler; temel insan hakları ile ilgili düzenlemeler, ILO’nun çocuk işgücü, çocuk sömürüsü, çocuk işçiliğinin en kötü biçimleri ile mücadelesi bu alandaki en bilinen örneklerdir (Diller & Levy, 1997: 663).

Gençlerin sosyal kimliğinin şekillenmesinde, bağımsız yaşam, gelir sahibi olma, toplumun özgüven sahibi bireylerinden olma gibi gerekliliklerin sağlanmasında istihdam halinde bulunmak temel faktördür (Calderon, 2004, s. ; Çetinkaya, 2010).

Gençler bakımından istihdamda yer alsalar bile işsizliğin yanı sıra geçici işlerde çalışma, eğitimini aldığı alanda çalışmama gibi farklı sorunlar söz konusudur. Ayrıca gençler bakımından insan onuruna yakışır işlerde çalışmama oranı da yüksektir (Erdayı, 2009). ILO Gençlerin İstihdamına İlişkin Küresel Eğilimler raporuna göre, küresel boyutta genç işsizliğine çözüm bulabilmek için en azından yaklaşık 400 milyon insan onuruna yakışır iş (decent job) yaratılması gerekmektedir. Yaratılan yeni işler de yetmemektedir. Dünyadaki 15-24 yaş grubu gençlerin %85’i gelişmekte olan ülkelerde yaşamaktadır. Bu gençlerin de %20’si çalışan yoksul grubunda yer almaktadır (Musiela, 2010).

Tüm dünyada istihdam olanağına kavuşan gençlerin arasında kısa süreli çalışma, sosyal güvenliksiz çalışma durumları, ağır iş koşulları, gençlerin işgücü piyasasına katılımının düşük olması yaygındır (Yentürk & Başlevent, 2007, s. 1). ILO’ya göre birçok ülkede gençlerin çalışma durumu endişe vericidir. Kayıt dışılık ve güvencesiz istihdam, biçimleri dünya çapında çalışan gençlerin çoğunluğu için geçerli olan bir durumdur. 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündeminde, gençlerin istihdam fırsatlarının artırılması, eğitime, istihdama katılmalarının sağlanması hedeflenmektedir.

Gençler işgücü piyasalarına başarılı şekilde entegre olamadıklarında ülkelerinin gelecekteki refah ve kalkınma beklentileri açısından ciddi tehditler ortaya çıkmaktadır (Cockburn, 2001; Aslantepe, 2007, s. 53). Günümüzün ekonomik ikliminde gençler için yenilikçi çözümler geliştirilmesi (Sebba vd., 2009), gençlerin potansiyel ve yeteneklerini ortaya koyabilecekleri yeni işlerin yaratılması son derece önemlidir. Örneğin Endonezya’da her yıl 3.3 milyon genç formal eğitimden ayrılıp işgücü piyasalarına giriş yapmaktadır (World Bank, 2010) bu bağlamda gençlerin okuldan işgücü piyasalarına geçiş sürecinin de önemle üzerinde durulması gerekmektedir. Okuldan çalışma yaşamına geçiş sürecinde okul ve çalışma yaşamı arasındaki geçişin sağlıklı olabilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması kapsamlı politikaları gerektirmektedir. Kariyer planlaması, staj uygulamaları, işe girişte sübvansiyon uygulamaları gibi pek çok uygulama bu kapsamda değerlendirilebilir. Okuldan çalışma yaşamına geçiş süreci, genellikle zorunlu eğitimin sonu ile tam zamanlı ve sürekli bir istihdama geçiş arasındaki dönem olarak tanımlanmaktadır. Dünyada 15-24 yaş grubunda gençlerin sayısı 1.1 milyar, % 85’i gelişmekte olan ülkelerdedir. Çoğu da okuldan çalışma yaşamına geçiş aşamasındadır (Gündoğan, 2005, s. 106).

Gençlerin (15-24 yaş grubu bireylerin) çalışma yaşamında yer almaları konusuna beşerî sermaye başlığı altında okuldan çalışma yaşamına geçiş süreci ile kısmen değinilmiştir. Ancak günümüzde ne okulda ne istihdamda olmayan gençler (not in Employment, education or training – NEET) konusuna artan bir ilgi söz konusudur.

Okuldan iş hayatına geçiş sürecindeki değişiklikler;  i) eğitimlerini sürdürenler, (ii) istihdamdakiler, (ii) işsizler ve (iv) “değişiklikler; i” olarak nitelenen okulla ilişkisini kesmiş işgücüne katılmayan gençler (Tunalı & İlhan, 2009) olmak üzere dört ana grupta ele alınmaktadır. Burada âtıl olarak tanımlanan grup günümüzdeki yaygın ifadesiyle NEET kavramı ile ifade edilmektedir.  NEET olgusu özellikle gelişmiş ülkelerin çalışma hayatına ilişkin gündemlerinde geniş bir yer tutmakta ve aynı zamanda işgücü piyasalarının uluslararası karşılaştırmalarında önemli bir gösterge olarak kullanılmaktadır. Kavram ekonomik anlamda aktif olmayanları kapsadığından genç işsizliğinden daha geniş bir hedef grubu tanımlamaktadır. Türkiye OECD ülkeleri arasında en yüksek NEET oranına sahip ülkedir. 2008 yılından itibaren bu oran azalmaya başlamıştır (Yıldız, 2015). Gençlerin ortalama eğitimi ve teknik vasıflarının artırılması, organize sanayi bölgeleri ve ticaret ve sanayi odalarının destek ve işbirliği ile mesleki eğitim kursları düzenlenebilir, istihdam kadar nitelikli işlerde istihdam da önemlidir, genç nüfusun işsizlikle, kötü çalışma koşulları ve düşük ücret sorunlarıyla mücadele, gençlerin ihtiyaçlarına göre hazırlanmış yeni ve daha spesifik istihdam politikaları uygulanmalıdır (UNDP, 2008).

Kapitalizm bir yandan ücretli emek sayısını arttırmaya diğer yandan da emek arasındaki ayrılıkları derinleştirerek işgücü piyasalarını tabakalaştırmak yoluyla emeğin değerini azaltmaya dayanmaktadır. Emeğin tabakalaştırılması, güvenceli-güvencesiz, yüksek ücret-düşük ücret gibi formlarda görünürken, kapitalizm öncesi dönemlerde görülen ırkçılık, cinsiyetçilik gibi ayrımlarda bu tabakalaşmada kullanılmaktadır (Urhan, 2009, s. 83).

Bir şekilde evden, çalışmak için ilk çıkan kesim erkekler olmuştur ve kadınlar işgücünün dışında evde kalmıştır (Koyuncu, 2006, s. 1). Geçmişten günümüze dönemsel ve bölgesel olarak farklılıklar olsa da genel olarak kadınların işgücü piyasalarında yer almaları ikincil bir faaliyet olarak görülmüştür. Kadın istihdamı konusundaki çalışmalar ağırlıklı olarak geleneksel olarak toplumsal cinsiyet rolleri ile uyumlu mesleklerde yer almaları/almamaları, ev eksenli çalışma, kadın girişimciliği ve kadın yoksulluğu gibi boyutlarda yoğunlaşmaktadır. Örneğin; tele çalışma kadınlar için aile sorumlulukları ve cinsiyet rollerine uygun bir model olarak sunulmaktadır (Sullivan & Lewis, 2001, s. 123).

Aslantepe, G. (2007). Küresel istihdam eğilimleri, TİSK Akademi, 2(Özel Sayı 1), 53-57.

Calderon, E. R. (2004). Getting Young People into Work: A Challenge and an Opportunity in Policy Proposals for Decent Work and Employment for Young People, ILO, 2004/3, No.136, 65-76.

Cockburn, T. (2001). Youth Employment Transition and Citizenship: A Reflection on a Local Study of Young People’s Transition to Employment in the North of England, Young, 9(4), 2-28, http://you.sagepub.com/cgi/content/refs/9/4/2, (Erişim Tarihi: 11.11.2009).

Çetinkaya, E. (2010). Genç işsizliğinin teorik açıklamaları. İstanbul Üniversitesi Sosyal Siyaset Konferansları Dergisi, 58, 45-57.

Diller, J. M., & Levy, D. A. (1997). Child labor, trade and investement: Toward the harmonization of international law. The American Journal of International Law, 91(4), 663-696.

Erdayı, U. (2009). Dünyada genç işsizliği sorununun çözümüne yönelik ulusal politikalar ve Türkiye. Çalışma ve Toplum, 2009/3, 133-162.

Gündoğan, N. (2005). Okuldan Çalışma Hayatına Geçiş: Örnek Uygulamalar. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası, 55(1), 105-124.

Koyuncu, A. G. (2006). Enformel sektörde kadın emeği: Evde çalışma. [Yayımlanmamış yüksek lisans tezi]. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/

Musiela, A. (2010). Youth employment–Polish Perspective. İçinde J. Evans & W. Shen (Eds.),  Youth employment and future of work (ss. 65-77). Council of European Publishing.

Sebba, J., Griffiths, V., Luckock, B., Hunt, F., Robinson, C. & Flowers, S. (2009).  Youth-led innovation. NESTA Making Innovation Flourish, http://www.nesta.org.uk, (Erişim Tarihi: 09.03.2018).

Sullivan, C. & Lewis, S. (2001). Home-based Telework, Gender, and the Synchronization of Work and Family: Perspectives of Teleworkers and their Co-residents, Gender, Work and Organization, 8(2), 123-145.

Talas, C. (1967). Sosyal politika (Yenilenmiş 3. Baskı). Sevinç Matbaası

Tunalı, İ. & İlhan, B. Y. (2009). Türkiye işgücü piyasasına geçiş aşamasında gençler. http://www.kdu.edu.tr/ku/images/EAF/090/pdf

UNDP (2008). Türkiye’de gençlik, Türkiye İnsani Gelişme Raporu UNDP, http://www.undp.org.tr/publicationsdocuments/NHDR-tr.pdf

Urhan, B. (2009). Görünmezlerin görünür olma mücadeleleri: Çalışan kadın örgütlenmeleri. Çalışma ve Toplum, 2009/2, 83-110.

World Bank (2010). Education, Training and Labor Market Outcomes for Youth in Indonesia, Report No. 54170-ID, World Bank Office.

Yentürk, N. & Başlevent, C. (2007). Türkiye’de Genç İşsizliği, İstanbul Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi Araştırma Raporu, http://www.setav.org/ups/dosya/10409.pdf

Yıldız, E. (2015). İstihdamda ve eğitimde yer almayan gençlerin (NEET) Türkiye’deki durumu ve öneriler. İstihdamda 3İ, 18, 80-83.

http://www.ilo.org


[1]  ILO kabul tarihi 6 Haziran 1973 olan 138 sayılı Asgari Yaş Sözleşmesi 21 Haziran 1998 tarihinde 23379 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmıştır (http://www.ilo.org).

Share this content: