86. İşsizlik Türleri Nelerdir?

İşsizlik farklı şekillerde sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırmaların temeli iradi ve gayri iradi olma konusundadır. İradi işsiz, çalışma gücüne sahip olan kişiler arasında cari ücret düzeyinde ve çalışma şartlarına razı olmayan eğer razı olsaydı iş bulması mümkün olan kişi olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımda mevcut şartlarda çalışmayı reddetme durumu vardır.

Bir önceki başlıkta ele alınan işsizlik tanımı gereği işsizlik denildiğinde genel olarak gayri iradi işsizlik anlatılmak istenir. Her seferinde başına gayri iradi eklenmeden ifade ettiğimi işsizlik (aksi belirtilmedikçe) gayri iradi işsizliktir. Şekil 11’de etki alanına, süresine, psikolojik yönüne ve görünürlüğüne göre işsizlik türleri yer almaktadır.

İşsizlik Türleri

Ekran-Resmi-2025-04-23-23.06.51-1024x376 86. İşsizlik Türleri Nelerdir?

Kaynak: Parasız & Bildirici, 2002: 9 ve Yaman, 1977: 47’de yer alan bilgiler ışığında yazar tarafından oluşturulmuştur.

İşsizlik türleri bakımından psikolojik etkiye göre yapılan ayrım en temel ayrı gibi ele alınmaktadır. Kişilerin çalışmaya karşı olumsuz tutum içinde olmaları, iş şartlarındaki en küçük bir değişiklik sonucu bu şartlarda çalışmaktansa hiç çalışmamayı tercih etmelerine neden olabilir. Bu durumda iş arama eyleminde bir eksiklik ortaya çıkmaktadır.

Bunun yanı sıra çalışma şartlarına uyarak çalışmayı kabul ettiği takdirde istismar edileceğini düşünerek iradi işsizliği tercih etme durumu söz konusu olabilir. Bazı kimseler veya ailelerin gelir talebi nin çok düşük bir esneklikte olmasıdır. Bir ailenin birden fazla çalışabilecek üyesi bulunduğu halde, bazen o ailede sadece bir kişinin çalıştığı, diğerlerinin çalışmamayı tercih ettiği görülür. Bu durum gelir talebinin inelastik olması ile açıklanmaktadır. Kişinin sahip olduğu nitelik ve nitelik düzeyine uygun bir işi değil de başka nitelikler isteyen bir işe talip olması ve bunu elde edememesi durumunda ortaya iradi işsizlik çıkmaktadır (Lordoğlu & Törüner, 1991, s. 198).

Literatürde işsizlik ile ilgili farklı sınıflamalar da yapılmaktadır. İşsizlik türleri sınıflamanın yanı sıra işsizlik türleri için aşağıda yer alan farklı bir sınıflama da yapılmaktadır.

İşsizlik Türleri (Objektif ve Subjektif)

Ekran-Resmi-2025-04-23-23.07.38-1024x921 86. İşsizlik Türleri Nelerdir?

Kaynak: Dirimtekin, 1964: 11.[1]

Şekil 12 işsizlik türlerini objektif ve subjektif olmak üzere iki ana gruba ayırmaktadır. Objektif nedenler iş yaratılması sürecini tarif edecek biçimde iş yokluğu ile alt dallara ayrılırken, sübjektif nedenler işçiden kaynaklanan nedenleri ifade etmektedir.

Bu çalışmada işsizlik Şekil 11’de verilen sınıflama kapsamında yer alan psikolojik yönüne göre gayri iradi olan işsizliği görünürlüğüne göre gizli ve açık işsizlik ayrımında ele almaktadır.

Gizli işsizlik; üretim teknolojisi sabit kalmak şartıyla, herhangi bir üretim sektöründe çalışmakta olan insanların bir kısmı buradan alındıkları zaman, üretim miktarında hiçbir azalma olmayacaksa o sektörde gizli işsizlik var demektir. Üretim teknolojisi geri olan sektörlerde işgücünün verimi düşük olur, böyle bir sektörde ileri üretim teknolojisi devreye girerse aynı miktar üretim daha az emekle (işçiyle) elde edilebilirse orada gizli işsizliğin olduğu anlamına gelmez. İşgücünün verimini artırmak yoluyla bir sektördeki işçilerin bir kısmını serbest bırakmak ancak daha ileri bir üretim teknolojisine geçmek ve bunun için de önemli ölçüde yatırım yapmakla mümkündür. Bu ise bizim işsizlik tanımındaki teknolojinin sabit olması koşuluna uygun değildir. Gerçek anlamda gizli işsizlik (az çalışma hali) bulunan bir sektörden çalışanların bir kısmını serbest bıraktırmak için büyük yatırımlar ve teknolojik ilerlemeler değil sadece iyi örgütlenme ve bunlarla ilgili ek küçük masraflar yapmak gereklidir (Aren, 2007, s. 231).

Gizli işsizlik işgücünün istihdam edilmesine rağmen, çok düşük (veya sıfır) verimlilikle çalışması durumunda ortaya çıkmaktadır. Bir işçinin verimliliği düşük veya sıfır olduğu zaman bu işçi gizli işsiz niteliği taşımaktadır. Herhangi bir üretim alanında bir miktar işgücünün üretimden çekilmesi durumunda eğer üretim miktarı düşmüyorsa, bunun nedeni gizli işsizliktir. İktisatta zaman zaman, görülmeyen işsizlik biçiminde de tanımlanan gizli işsizlik daha çok tarım, hizmetler ve kamu sektöründe görülmektedir. Bu yüzden belirli bir sayıdaki işgücü tarafından yapılabilecek herhangi bir üretim, sözünü ettiğimiz bu belirli sayıdan daha fazla işgücü tarafından yapılıyorsa, gizli işsizlik ortaya çıkacaktır. Gizli işsizliğin var olduğu durumda, işsiz niteliği taşıyan işgücü düşük de olsa, bir gelir elde ettiği ve verimlilik sağlamasa da, çalışıyor gözüktüğü için bu işsizlik türü sosyal sorunları önlerken ekonomik sorunlar doğurmaktadır. Bu işsizlik türünde görünürde piyasada iş arayanlar olmamasına rağmen, işsizlik saklı, gizli bir nitelik taşır. Bir iş yerinde çalışan işçilerin bir kısmının gelmemeleri durumunda üretilen mal miktarında bir değişiklik olmuyorsa o de gizli işsizlik var demektir. Daha teknik bir ifadeyle marjinal verimliliği sıfır olan çalışanlar gizli işsizleri oluşturur.

1930’larda sanayileşmiş ülkelerin karşılaştığı en önemli sorun işsizlik sorunu idi. 1929 Bunalımı milyonlarca insanı işinden etmiş, açlık, sefalet, sosyal huzursuzluk yaygın hale gelmişti. 1936 yılında yayınlanan Keynes’ in Genel Teorisi ile aynı yıl Joan Robinson Gizli işsizlik üzerine önemli bir makale yayınlamıştır (Robinson, 1936, ss. 225-237).

Açık bir işsizlik olarak ortaya çıkmamasına rağmen işsizlik kavramı içine sokulabilen gizli işsizlik, doğuşuna yol açan nedenler itibariyle açık işsizlikten farksızdır. Daha çok gelişmiş ülkelerde görülmektedir (Uluatam, 1987, s. 277) işlerini kaybeden işçilerin düşük işleri kabul etmeleri gizli işsizliktir (Türkay, 1968, s. 3).

Gizli işsizliğin tek ve herkesçe kabul edilen bir tanımı henüz yapılmamıştır. Çeşitli gizli işsizlik tanımlarının ortak yönleri;

  • Artık nüfus kavramı
  • Marjinal verimliliğin sıfır ya da sıfıra yakın olması
  • Bir miktar işgücü dışında hiçbir şeyin değişmediği varsayımı

Gizli işsizlik ile mevsimlik işsizlik arasındaki bağlantıya da dikkat edilmelidir. (Türkay, 1968, s. 7). Ekin tarafından ifade edilen enformelleşme durumu da gizli işsizlik ile bağlantılıdır (Ekin, 2003).

Açık işsizlik dediğimizde; Bir kişinin para kazanmak veya geçimini temin etmek üzere yapacak bir işinin olmaması durumu anlaşılmaktadır. Açık işsizlik türleri geçici, yapısal, teknolojik, konjonktürel, mevsimlik ve kronik işsizlik olmak üzere altı alt başlıkta incelenmektedir.[2]

Geçici işsizlik, kimi zaman arızi işsizlik kimi zaman da friksiyonel işsizlik olarak da adlandırılan geçici işsizlik; iktisaden gelişmiş olsun ya da olmasın her ülkede rastlanan bir işsizlik türüdür. Emek piyasasının iyi işlememesinden doğan geçici işsizlik durumunda işsiz birey nerede iş bulacağını bilmemekte ya da iş değiştirmeyi masraflı olarak görmektedir. Örneğin bir ülkede bazı insanlar işsiz iken bazı işverenler de işçi arıyor olabilir. Bu durumda işsizliğin nedeni talep yetersizliği değil, sadece işçilerin mevcut çalışma olanaklarından habersiz olmaları veya çalışacakları yere gitmenin masrafına katlanamamalarıdır. İşçilerin mobilitesini azaltan ve iki tarafın da piyasa şartları hakkında tam ve mükemmel bilgilere sahip olmasını önleyen nedenler geçici işsizliğin temel nedenleri arasındadır (Üstünel, 1990, s. 174). Bu işsizlik türü iş arama modelleri çerçevesinde ele alınmaktadır.

Yapısal işsizlik; bir ülkenin ekonomik yapısında meydana gelen değişmelerin neden olduğu işsizlik türü yapısal (strüktürel) işsizliktir. Örneğin ilkel yöntemlerle tarım üretimi yapılan bir ülkede tarımın makine ile yapılmaya başlanması halinde makineli üretim yaygın bir hal aldıkça, köyde çalışma imkânlarından yoksun kalan işçilerin sayısı artacaktır (Üstünel, 1990, s.  172). Yapısal işsizlik üretim tekniği değişmelerinden de kaynaklanmaktadır. Genellikle kalkınmakta olan ülkelerde görülen yaygın ve sürekli işsizlik türü olmasına rağmen günümüzde gelişmiş ekonomiler için de bir sorundur.

Bunun sonucu işsizlik türü, üretim tekniklerindeki yeniliklerden olduğu için teknolojik işsizlik adı da verilmektedir (Üstünel, 1990, s. 172). Teknolojik değişimler yapısal dönüşümlere yol açtığından bu iki işsizlik türü arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. Sermaye birikimi yetersizliği, emek ve sermaye faktörleri arasındaki uyumsuzluk, eğitim istihdam uyumsuzluğu yapısal işsizlik nedenlerindendir.

Teknolojik işsizlik ekonomik faaliyetler içinde, işletme organizasyonunda ortaya çıkan bir gelişme ve yenilik nedeniyle ortaya çıkan bir işsizlik türüdür. Makineleşme ve organizasyondaki gelişmeler nedeniyle işsiz kalan kişiler yeni duruma uyum sağlamak konusunda bir eğitim alıncaya ya da yeni bir iş buluncaya kadar işsiz kalmaktadırlar. Kişi başına verimlilik artışını sağlayan her teknolojik gelişme işsizlik yaratmamaktadır. Emek tasarrufuna neden olan teknik yenilik ortaya çıktığında tüketim ve yatırım mallarına olan talep kişi başına verimlilik artışı ile aynı oranda artarsa teknolojik işsizlik ortaya çıkmayacaktır. Diğer bir ifadeyle talep artışına bağlı olarak tüketim ve yatırım malları endüstrilerinde faaliyetler artar ve teknolojik gelişme sonucu işsiz kalan kişiler bu sektörlerde istihdam edilebilirler (Yaman, 1977, s. 87). Bu durum literatürde teknolojinin birincil ve ikincil etkisi kavramsallaştırmasıyla açıklanmaktadır. Birincil etki teknolojide sağlanan gelişmeler aynı miktar üretimin daha az işgücü kullanarak gerçekleştirilmesine imkân vermesi ile işsizliğin ortaya çıkmasıdır. İkincil etki ise endüstride veya ekonomi genelinde ürün ve emek talebinin artması sonucu birincil etkide işsiz kalan kişilerden bir kısmının istihdama geçmesi durumudur (Biçerli, 2011, s. 470). İkincil etki birincil etkinin işsiz bırakmış olduğu herkesin istihdama geçmesini sağlayamadığında teknolojik işsizlik ortaya çıkmaktadır. Teknolojik gelişmelerin istihdamı daraltan ve genişleten etkileri (diğer başka özellikler yanında) teknolojik gelişmelere karşı iyimser ve kötümser değerlendirmelerin yapılmasına neden olmaktadır.

Konjonktürel işsizlik; talep yetersizliği işsizliği olarak da bilinmektedir. Kapitalist ekonomik sistemin işleyişi sırasında yaşanan dalgalanmalar (konjonktür dalgalanmaları) sonucu ortaya çıkan işsizlik türü olan konjonktürel işsizlik daralma dönemlerinde ortaya çıkmaktadır. Ülkeler yüzyıllardan beri uluslar refah ve depresyon arasında gidip gelmişlerdir. Sanayi Devrimi ile makine toplumunun temellerinin atıldığı 1760’lardan itibaren kapitalist sistemin işleyişindeki iniş ve çıkışların da çeşitli teorilerle açıklanmaya çalışıldığı görülmektedir. Genişleme dönemlerinde refah artışı ve daralma dönemlerinde de krizlerin yaşandığı bu dalgalanmaların neden ortaya çıktığını açıklamaya çalışan çeşitli teoriler bulunmaktadır.

Geçici işsizlik ve yapısal işsizlik piyasada açık işler bulunmasına rağmen açık işler bulunmasına rağmen açık işler ile iş arayanların buluşamaması söz konusu olurken ekonomide oluşan toplam talep yetersizliği ve ücret katılığına konjonktürel işsizliği ortaya çıkarmaktadır (Biçerli, 2007, ss. 446-449).

Mevsimlik işsizlik; konjonktürel işsizlik gibi mevsimlik işsizliğin nedeni de talep dalgalanmalarıdır. Ancak, burada sözü edilen talep dalgalanmaları önceden beklenen dalgalanmalardır ve yıl boyunca mevsimsel etkilere bağlı olarak sistematik bir seyir izlemektedir (Biçerli, 2007, s. 456). Mevsimlik işsizlik en çok, tarımsal üretim ve inşaat sektöründe kendisini göstermektedir. Ayrıca, ülkelerin gelişmişlik düzeylerine göre tarım ve inşaat sektörlerinde doğal koşullara bağlılık farklı olduğu için, mevsimlik işsizliğin boyutları ve önemi de ülkelerin gelişme düzeyine göre farklılaşmaktadır. Gerçekten mevsimlik işsizlik geri kalmış ülkelerde büyük önem taşırken gelişmiş ülkelerde önemini yitirmektedir. Bu yüzden mevsimlik işsizliğin ortadan kaldırılması için, ekonomik gelişmenin hızlandırılması gereklidir denilebilir (Berberoğlu, 1988).

Kronik işsizlik gelişmekte olan ya da az gelişmiş ülkelerde görülen kronik işsizlik ekonomide yatırım hataları, gelir dağılımındaki bozukluklar gibi nedenlerle işsizliğin uzun süre devam etmesi anlamına gelmektedir. Bu işsizlik türünde bir çeşit kısır döngü söz konusudur (Dirimtekin, 1964, s. 12). Konjonktürel işsizlikten farklı olarak sadece talep yetersizliğine sermaye yatırımlarındaki eksikliğinde eşil ettiği kronik işsizlik geçici bir durum olmayıp devamlı nitelik taşımaktadır. Bu işsizlik türünde işsizler cari ücret düzeyinde çalışmaya razı oldukları halde iş bulamamaktadırlar (Yaman, 1977, s. 58).

İşsizlik ile ilgili analizler yapılırken temel düşünce işsizliğin ortadan kaldırılması olmakla birlikte işsizlik hiçbir zaman sıfıra indirilememektedir. Bu durum işgücü piyasalarının işleyişinden kaynaklanan geçici işsizlik için zaten mümkün değildir. Zira belli bir oranda işsizlik ekonomik açıdan istenen bir durumdur (Doğal işsizlik oranı tartışmaları hatırlanacak olursa konunun iktisat alanında yoğun bir biçimde ele alındığı görülecektir).

Farklı işsizlik türlerini birbirinden ayırabilmek işsizlikle mücadele kapsamında ele alınan bir konudur. Pasif ve aktif işgücü piyasası politikaları kapsamında ele alınacağı üzere her bir işsizlik türü için uygulanması gereken politikalar farklıdır.

Teorik olarak farklı işsizlik türlerini birbirinden ayırmak için Beveridge Eğrisi kullanılmaktadır. II. Dünya Savaşı sonrasında Ulusal Sağlık Hizmetleri ile ilgili olarak yazdığı Beveridge Raporu ile tanınan İngiliz iktisatçısı ve sosyal reformcu olan William Beveridge adı geçen raporunda iş talebi ile işsizlik arasındaki ilişkiyi ele almaktadır (Keskin & Şen, 2010, s. 199).

Beveridge Eğrisi

Ekran-Resmi-2025-04-23-23.08.17 86. İşsizlik Türleri Nelerdir?

Kaynak: https://www.mahrecler.com/2016/03/beveridge-egrisi.html

Beveridge Eğrisi işgücü piyasasında açık iş oranı (ya da sayısı) ile işsizlik oranı (ya da sayısı) arasındaki kısa dönemdeki negatif ilişkiyi ortaya koyan eğridir. 450 doğrusunun üzerinde yer alan her noktada açık iş oranı (sayısı) ile işsiz oranı (sayısı) birebir eşleşmektedir. Bu köşegenin sağında kalan noktalarda işsizlik oranı (sayısı) açık iş oranından (sayısından) fazladır.

Ayrıca, eğrinin sol yukarısına doğru gidildikçe açık iş oranının artması ve işsizlik oranının azalmasıyla ekonomi konjonktürel olarak canlanmakta; sağ aşağıya doğru gidildikçe ise işsizlik oranı artışı ve açık iş oranının azalmasıyla ekonomide konjonktürel daralma ve dolayısıyla da konjonktürel işsizlik artışı olmaktadır.

Beveridge eğrisinin zaman içinde orijine yaklaşması veya orijinden uzaklaşması da mümkün olabilmektedir. Eğrinin orijinden uzaklaşması (B2) konumuna gelmesi), açık iş oranı ve sayısı sabitken daha yüksek işsizlik oranı (sayısını) göstermekte olup, diğer taraftan işgücü piyasasındaki doğal işsizliğin artması anlamına da gelmektedir.

Beveridge eğrisinin orijine doğru hareketi ise, (B3) aynı açık iş oranı (sayısına) karşılık daha düşük işsizlik oranı (sayısını) ifade etmektedir. Ayrıca bu durum, emek piyasasının daha etkin hale geldiğini ve daha düşük bir geçici ve yapısal işsizlik oranına ve dolayısıyla da daha düşük bir doğal işsizlik düzeyine ulaşıldığını da işaret etmektedir.

Nüfus artışı, iç ve dış göç gibi nedenlerle işgücüne katılım oranlarındaki artış doğal işsizlik oranını artırarak Beveridge eğrisini orijinden uzaklaştıracaktır.

İş-işsiz eşleşmesindeki uyumun etkin bir biçimde sağlanmasıyla doğal işsizlik oranı düşecek ve Beveridge eğrisi de orijine doğru yaklaşacaktır (https://www.mahrecler.com/2016/03/beveridge-egrisi.html).

Beveridge eğrisi, temelde işgücü piyasasında işsizlik ile açık işler arasındaki negatif ilişkiyi ortaya koymakta olsa da araştırmacıya, zaman boyutu itibarıyla değerlendirildiğinde işgücü piyasasının çevrimsel durumu hakkında; eğrinin işsizlik-açık iş uzayındaki konumu itibariyle işgücü piyasalarının yapısal durumu hakkında fikir vermektedir (Kanık vd., 2012, s. 2).

Aren, S. (2007). 100 Soruda Ekonomi El Kitabı, İmge Kitabevi: Ankara.

Berberoğlu, C. N. (1988). Makro Ekonomik Analiz, Eskişehir.

Biçerli, K. (2007). Çalışma Ekonomisi, İstanbul: Beta Yayınları.

Biçerli, Kemal M. (2011). Çalışma Ekonomisi, Beta: İstanbul.

Dirimtekin, H. (1964). İşsizlikten tam istihdama. Eskişehir: Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi [Yayımlanmamış doktora tezi, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü]. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/

Kanık, B., Sunel, E. & Taşkın, T. (2012). Beveridge eğrisi ve eşleşme fonksiyonu: Türkiye Örneği, TCMB Ekonomi Notları, https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/

Keskin, A. ve Şen, H. (2010). Beveridge Eğrisi: Teori ve Türkiye Uygulaması, TİSK Akademi, 5 (10), 199-219.

Parasız, İ. & Bildirici, M. (2002). Modern emek ekonomisi. Ezgi Kitabevi Yayınları.

Robinson, R. (1936). Disguised Unemployment. The Economic Journal, XLVI (182), 225-237.

Törüner, M. ve Lordoğlu, K. (1991). Çalışma ekonomisi. (1. Baskı), İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım.

Türkay, O. (1968). Gizli İşsizlik. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları.

Uluatam, Ö. (1987). Makro iktisat. Savaş Yayınları.

Üstünel, B. (1990). Makro iktisat. Ankara.

Yaman, B. (1977). Kalkınmakta olan ülkelerde istihdam sorunları ve çözüm yolları. Bursa İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Yayınları.


[1] Dirimtekin çalışması 1964 tarihli olduğu için şekilde yer alan bazı kelimeler metnin anlamını değiştirmeyecek şekilde değiştirilmiştir (“intizamsız cereyan sebepleri” yerine “konjonktürel nedenler”) bazıları olduğu gibi bırakılmıştır (“iptidai”). Metnin genelinde “sebep” kelimesi yerine “neden” kelimesi kullanıldığından şekilde de “sebep” yerine “neden” kelimesi kullanılmıştır.

[2] Bazı kaynaklarda açık işsizlik türlerine “kronik işsizlik” başlığı da eklenmektedir (Yaman, 1977; Dirimtekin, 1964). Kronik işsizlik; gelişmekte olan ya da az gelişmiş ülkelerde görülen kronik işsizlik ekonomide yatırım hataları, gelir dağılımındaki bozukluklar gibi nedenlerle işsizliğin uzun süre devam etmesi anlamına gelmektedir. Bu işsizlik türünde bir çeşit “kısır döngü” söz konusudur (Dirimtekin, 1964, s. 12). Konjonktürel işsizlikten farklı olarak sadece talep yetersizliği değildir.

Share this content: