83. Güncel Gelişmeler Işığında İstihdamın Önemi ve Teknoloji İstihdam İlişkisi Nasıl Ele Alınmalıdır?
Güncel gelişmeler karşısında istihdamın konumu ile ilgili olarak beceri gerekleri, nitelik uyuşmazlığı, esnek çalışma biçimleri ve iş yaşam dengesi gibi pek çok başlık altında çalışmalar yapılmaktadır. Bu başlıklı altında ele alınan teknolojik değişimlerin istihdam üzerindeki etkileri ve izleyen başlıkta yer alan eğitim istihdam ilişkisi konusu ile iki ana başlıkta günümüzde istihdamın önemi ele alınmaktadır.
Üretim sürecinde ve hayatımıza etkileri insanlık tarihi boyunca dönüştürücü olan teknoloji bilişim iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin hayatımızın her alanını büyük bir hızla dönüştürmesi ile son günlerde teknoloji neredeyse her kapıyı açan maymuncuk anahtarı gibi algılanan bir kavram olmuştur. Yaşanan olumlu ve olumsuz pek çok gelişme teknolojiye bağlanmaktadır. Yine bir dönem çok sık duyduğumuz ve adeta sloganlaşmış olan eğitim şart ifadesi gibi her şeyin teknoloji ile açıklanması çok yeni bir olgu değildir. Sosyo-ekonomik yapıyı etkileyen gelişmeleri incelerken konu ve kavramların birbirine bağlı olması, tarihsel kökenlerinden ayrı düşünülememesi, tüm değişkenlerin birbiri ile etkileşim halinde bulunması ve konuları incelerken sahip olduğumuz bakış açısı pek çok konuda olduğu gibi işgücü piyasası analizlerinde ve çalışma ekonomisi konularının irdelenmesinde bazı zorluklara neden olmaktadır.
Dar kapsamda istihdam ve işsizlikle, daha genel bir bakışla çalışma ekonomisi konularıyla ilgili analizlerde teknolojinin olumlu yönleri istihdam, olumsuz yönleri ise işsizlik ile ilişkilendirilmektedir.
İstihdamı dönüştüren bir kavram olarak teknoloji dediğimizde Sanayi Devrimi ve izleyen Sanayi Devrimleri ile açıklamak yaygın bir yöntemdir. Elbette teknoloji tarihi incelemeleri ilkel insanın doğaya karşı verdiği mücadele elini kullanmaya başlamasından itibaren teknoloji konusu ele alınabilir. Ancak Sanayi devrimi ücretli işçinin ortaya çıktığı bir dönüm noktası olarak istihdam ile ilgili analizlerimizin başlangıç noktasını oluşturmaktadır.
Dünya tarihinde teknolojik gelişmeler ile şekillenen çeşitli aşamalardan söz edilmektedir. Bu aşamalar teknolojik gelişmelerin sosyo ekonomik açıdan ele alınışıdır. Bu yönüyle tarımsal üretimin hâkim olduğu tarım toplumu, sanayi üretimi ile şekillenen sanayi toplumu ve bilgi üzerinde kontrolün ön planda olduğu bilgi toplumu biçiminde bir sınıflandırma söz konusu olmaktadır.
İnsan emeğine ilişkin büyük değişimlerin başlangıç noktası ve modern tarihin maddi temelleri 18. yüzyılın ikinci yarısında art arda ortaya çıkan teknolojik buluşlarla başlayan Sanayi Devrimi’dir. Küçük zanaat, tezgâh ve atölye üretiminin yerini fabrikaların almasıyla birlikte buhar gücünün üretimde kullanılmaya başlandığı bu dönem günümüzdeki gelişmeleri açıklarken kullanılan Sanayi 4.0 kavramının yaygınlaşması ile Birinci Sanayi Devrimi olarak adlandırılmıştır.
Tarım toplumundan sanayi topluma geçişi sağlayan Sanayi Devriminin yarattığı süreci ifade etmek için endüstriyel dönüşüm kavramı kullanılmaktadır. Burada baskın olan faktör fabrika üretimidir. 18. yüzyılda Sanayi Devrimini başlatan iş-makinesinin keşfi[1] iş sürecinde ve iş bölümünde köklü değişmeleri zorunlu kılmış diğer bir ifadeyle teknolojik devrimlerin yolunu açmıştır (Üşür, 1988:, s. 2682). 19. yüzyıl ikinci yarısının başlarında buhar gücüne dayalı makinalarla yapılan üretim; 19. yüzyıl son çeyreğinden sonra elektrik ve içten patlamalı motorlarla yapılan üretim ve 20. yüzyıl ikinci yarısından itibaren elektronik ve nükleer güçlerle çalışan makinalarla yapılan üretim aşamalarının ortaya çıkması söz konusu olmuştur (Üşür, 1988, s. 2682). Bu süreçte belirleyici olan bir diğer faktör de sermaye yoğunluğu olmaktadır.
Modern tarihin maddi temelleri Sanayi Devrimi’nin gelişmesi sırasında atılmıştır. Sanayi Devrimi modern ekonomik hayatın temel özellikleri olan kitlesel üretim, fabrika sistemi, ücretli emek, sabit sermaye, teçhizat, enerji ve bilime dayalı sermaye yoğun üretim dallarını doğrudan modern teknoloji kavramları ile eşanlamlıdır. Bugün içinde yaşadığımız dünyayı tarif etmede kullanılan birçok kavram, bugünkü içeriğini 18. yüzyılın sonunda ve 19. yüzyılın ilk yarısında kazanmıştır. Kültür, kitle, sanayi, demokrasi, özgürlük gibi birçok kavram, o dönemin toplumsal değişimleri ile birlikte şekillenmiştir. Sanayi Devriminin sonuçlarının görülmeye başlandığı 1820-1830’lar boyunca pek çok alanda köklü değişimler ortaya çıkmıştır. Bunlardan en önemli iki tanesi, bilgilerin ve kültürün geniş kitlelere ulaşmasında önemli rol oynayan gazete ve demiryollarıdır (Gürbilek, 1988, s. 10). Dönemin simgesi olan bu iki gelişmenin yarattığı kitlelere ulaşma, etkileme ve hayatımızda meydana getirdiği köklü değişimler, Sanayi 4.0 kavramsallaştırmasının yaşandığı günümüzde bilişim iletişim teknolojisi (BİT), internet ve bilgisayarlar yoluyla yaşanmaktadır. Haberler ve bilgiler demiryollarının sağladığı ortamdan çok daha hızlı bir biçimde, dakikalar hatta saniyeler içinde dünyanın bir ucundan diğer ucuna akmaktadır. 2000’li yıllarda internette yaygın olan 2Mbs hızı saniyede 4-5 saatte okunacak kadar bilginin gelmesi anlamına gelmekte iken bu satırların yazıldığı 2022 Şubat’ında yapılan hız testi dosya indirme (download) için 49.3Mbs ve dosya yükleme için (upload) 7.7 Mbs olarak ölçülmüştür. 2Mbs hızı önemli bir konu iken (Işık, 2001, s. 18). 49.3 Mbs dönüştürücü gücün büyüklüğü için çarpıcı bir örnektir.
Üretimde teknoloji kullanımı dıştan gelen bir doğa olayı olmayıp; toplumsal talep, ilgili dönemde yapılan buluş ve icatlar, girişimcilerin kar elde etme güdüsü ile yaptıkları faaliyetler, araştırma ve geliştirme faaliyetleri gibi pek çok faktörün etkileşimi sonucu ortaya çıkmaktadır (Schumpeter, 1974, s. 28).
Sanayi Devrimi (Sanayi 1.0 ya da Endüstri 1.0) sırasında üretim insan gücünün sınırlılıklarını aşılmış ve kullanılan makinalar yardımıyla üretim artışı yaşanmıştır.
17. yüzyılda bilim ve sanayi varlıklarını ayrı ayrı sürdürmekteyken, o dönemde yapılan icatların çoğu bilim adamları değil engineer denilen pratik insanlar tarafından yapılmaktaydı. Makina kullanımının mekanizasyonunun artmasıyla yaşanan gelişmelerin sonunda bilimin doğrudan doğruya üretime uygulanması söz konusu olmuştur (Üşür, 1988: 2683). Bilimin sanayiye/üretime uygulanması, teknolojik değişimler sonucu pek çok yeniliğin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
İkinci Sanayi Devrimi (Sanayi 2.0 ya da Endüstri 2.0) önceki devrimin üretimi mekanikleştirmesinin ardından başlamıştır (Genç, 2018, s. 236). Teknoloji Devrimi olarak da adlandırılan Sanayi 2.0 İngiliz mucit H. Bessemer tarafından icat edilen ucuz çelik üretim yönteminin yaygınlaştığı 1860’tan 1914’e kadar olan dönemi kapsamaktadır. Bessemer yöntemiyle, eritilmiş pik demir, alttan verilen havanın oksijeni ile çeliğe dönüştürülmüştür. Çelik, tren rayları, petrol, elektrik ve kimyasal teknikler sayesinde İkinci Sanayi Devrimi oluşmuş ve kısa sürede Avrupa, ABD ve Japonya’ya yayılmıştır (Pamuk & Soysal, 2018: 42; Taş, 2018: 1821; https://www.moment-expo.com/tr/dergiler/43/makine-tarihi/kitlesel-celik-uretimi-nasil-basladi-henry-bessemer).
Üçüncü Sanayi Devrimi (Sanayi 3.0 ya da Endüstri 3.0) 1947 yılında üretilen transistörün icadı ile başlamıştır. Günümüzde en az elektrik motorları ya da içten yanmalı motorlar kadar dönüştürücü olan yarı iletken transistörlerin bulunması yaygın ve etkileyici bir teknolojik devrim olarak karşımıza çıkmaktadır. Transistörlerin bulunması BİT gelişmelerinin yolunu açmıştır. 1960’larda ana bilgisayar, 1970-80’lerde kişisel bilgisayar ve nihayet 1990’lar da internet ile beraber bu Sanayi Devrimi, bilgisayar devrimi ya da dijital devrim olarak adlandırılmaktadır (Schwab, 201, s. 16).
21. yüzyıla gelindiğinde iletişim, internet ve bilgisayar teknolojilerinin birleşmesiyle birlikte Dördüncü Sanayi Devrimi (Sanayi 4.0 ya da Endüstri 4.0) olarak adlandırılan (kimi kaynaklarda Endüstri 4.0 olarak da kullanılmaktadır) süreç başlamıştır (Taş, 2018, s. 1822). İlk olarak 2011 yılında Almanya’da Hannover Fuarı’nda kullanılan Sanayi 4.0 kavramı Alman Hükümeti’nin üretim süreçlerini bilgisayarlaşma yönünde teşvik etmesi ve yüksek teknolojiyle donatması projesi olarak ifade edilen Sanayi 4.0 kavramı ile yeni bir dönem başlamıştır. İnsan gücüne gereksinim duyulmadan kendi başına otonom olarak çalışan makineler ve siber sistemler ile robotlara dayalı üretim sistemleri ortaya çıkmıştır (Deniz & Kocabaş, 2020, s. 78; Öztuna, 2017, s. 51).
Birbirini izleyen buluş ve teknolojik yenilikler insanoğlunun yüzyıllardır sürdürdüğü doğayı algılama sürecinin bir sonucu ve kuşaklar boyu edindiği bilgileri aktarmasının somutlaşmış biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Teknolojik ve bilimsel gelişmelerin somut ürünleri olan bilişim iletişim teknolojileri, bilgisayarlar, robotlar, biyoteknik gibi kavramlar ile bilimsel ve teknolojik gelişmelerin temelini oluşturan AR-GE harcamaları, bu harcamaların GSYİH’ye oranı, devletin ve özel kesimin bu harcamalara olan katkısı, üniversite araştırma fonları, araştırmacı sayıları, yükseköğrenim harcamaları, patent sayısı gibi göstergeler arasındaki ayrıma dikkat edilmelidir[2]. Bu göstergelerin zaman içinde artması ortaya çıkan teknolojik ürünlerinde sayısını ve niteliğini arttıracağından teknoloji geliştirmeye önem verilmesi gerekliliği bir kez daha görülmektedir.
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin sanayileşme süreçleri incelendiğinde; kalkınmanın başlarında tüketim malları üretiminin giderek arttığı, belirli bir aşamada ise tüketim malları üretiminin oransal olarak azaldığı ve yatırım malları üretimi ağırlıklı olarak arttığı görülmektedir. Sanayileşebilmek için yalnızca toplam sanayi üretimini arttırmak yetmez, bununla birlikte toplam sanayi üretimi içinde yatırım malları sanayiinin ağırlık kazanması gerekmektedir. En genel ifadeyle bilimi sanayiye uygulayabilmek bilgisi olarak tanımlayabileceğimiz teknolojiyi etkin bir biçimde kullanabilmek yeterli değildir, ilgili teknolojiyi üretmek gereklidir (Göker, 1995, s. 10).
Sanayi devrimlerinin incelendiği bu çerçevenin yanı sıra konunun yenilikleri esas alan bir yaklaşım ile uzun dalgalar kapsamında diğer bir ifadeyle Kondratieff Dalgalar olarak da ele alındığını da görmekteyiz.
Uzun dalgalanmalar teorisi yeniden endüstrileşme ve yeni ekonomi tartışmaları ile yeniden gündeme gelen; endüstriyel kapitalizmin gelişmesinde, gelirlerde, istihdamda ve fiyatlarda uzun dönemli döngüsel hareketlerle kendini gösteren 48 ila 60 yıllık uzun dalgaların varlığını savunan bir teori olarak karşımıza çıkmaktadır (Baqir, 1981, s. 117).
İçinde bulunduğumuz Sanayi 4.0 ya da Kondratieff’in 6. Uzun Dalgası istihdam ve işgücü piyasaları bakımından emeğin üretim sürecinden tamamen dışlanması ve teknolojik işsizliğin en uç durumu ile karşılaşılacak bir dönem olarak açıklanmaktadır. Bu durumda teknolojik dönüşüm 20. yüzyılın gelir dağılımı sistemini de temelden sarsmıştır. Standing’in kendi ifadesiyle;
(…) istikrarsız ve güvencesiz işlerde çalışan, mesleki kimlikten yoksun, gitgide düşen ve sabit olmayan reel ücrete mahkûm, ek haklardan faydalanamayan ve sürekli borç içinde yaşayan milyonlarca insanın oluşturduğu, her geçen gün büyüyen Prekarya sınıfı, bu iflasın doğurduğu sonuçlardan biridir (Standing, 2020, s. 15).
Evrensel, koşulsuz, düzenli bir temel gelir sağlanması 1516 tarihli Sir Thomas Moore’un Utopia eseri ile başlamış ve günümüze kadar gelmiş bir tartışmadır (Standing, 2020: 25), teknolojik gelişmelerin hızı ile bu alandaki tartışmaların da hızlanacağı ve yaygınlaşacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu noktada Gorz’un çalışmanın nasıl ortadan kaldırılacağı (Kitlesel işsizlik ile mi? Yoksa Zamanın özgürleştirilmesi yoluyla mı?) tartışmaları ile temelde çalışma kavramının sorgulandığı çalışmaların da incelenmesi önerilebilir (Wood, 2018, s. 37).
Teknoloji istihdam ilişkisinde olumsuz bakış açısı ya da senaryoda yoğun ve kitlesel bir işsizlik ortaya çıkacağı öngörülürken teknolojinin bazı işleri ortadan kaldırırken yerine yenilerini ortaya çıkardığı iş yaratma süreci de ele alınması gereken bir diğer durumdur. Yaratılan yeni işler BİT kullanımın adayalı, yeni teknolojilerin gerektirdiği yeni becerilere sahip kişiler için olumlu olan gelişmelere atıfta bulunmaktadır.
BİT gelişmeleri ile profesyonel tedarik ve yönetsel alanlarda çıkan yeni işler yüksek becerili işgücü gereksinimi olan, yüksek ücretli, matematik, çözümleme, dil gibi beceriler gerektiren bir yapıdadır. Bu becerileri kazanabilmek için eğitim ve deneyim çok önemlidir hatta eğitim artık belli bir dönem ile sınırlı değildir, yaşam boyu eğitim söz konusudur. Okur-yazarlık önemli durum iken dijital okur-yazarlık kavramı ortaya çıkmıştır (D’ Amico, 1999).
Başlıca Ekonomik Dalgalanmalar

Kaynak: Özgüler, 2003 6. Kondratieff dalgası konusunda diğer dalgalar gibi tam bir fikir birliği bulunmamaktadır. 6. Dalganın tarihi Bilgen, 2021 çalışmasından alınmıştır.
Platform çalışma, paylaşım ekonomisi, freelance çalışma gibi yeni istihdam biçimleri ve yeni işler ile ilgili tartışmalar teknolojinin gelişimi ile paralel olarak süren ve farklı görünümlerle karşımıza çıkacak konulardır. Konunun istihdam, çalışma ilişkileri boyutunun yanı sıra dijital uçurum ekseni da bulunmaktadır. BİT araç ve gereçlerine sahip olup-olmama aşamasından yeni teknolojileri toplumsal katılımda kullanabilmeye kadar farklı aşamaları olan dijital bölünme kavramı bu teknolojilere sahip olmayan ve kullanamayanlar bakımından adeta bir uçurumdur. Bu anlamda dijital uçurumda yer alan bir çalışanın BİT tabanlı herhangi bir platformda yer alabilmesi bile aslında bir mucizedir. Günümüzde platform çalışmayı tanımlarken bunun belli bir düzeyde dijital altyapıya sahip kişiler arasında tartışılan bir konu olduğunu akıldan çıkarmaması gerekmektedir. Donamım ve yazılım ile bu teknolojileri kullanabilme becerilerinin kazanılması belli bir sermaye birikimine dayalıdır.
Bilgisayarlaşma ile sermaye, hammadde, üretim ve üretim dışı işçi kavramları yerini donanım, yazılım kavramlarına bırakmıştır. Donanım, üretimdeki fiziksel sermaye gibi kullanılan fiziksel öğeleri içermektedir. Bilgisayarlar yapılar, hammaddedir. Wetware, ekonomistlerin beşerî sermaye olarak tanımladığı ve filozofların ve bilim adamlarının söylenmeden anlaşılan bilgi, yetenek, beceri olarak adlandırdığı olgudur. Wetware, bilgisayarın insan beyni oluşu, yazılım ise tüm bilgiyi içermektedir; bilgisayar kodları, kopyalar, mekanik çizimler, makinelerle yapılan işlemler, bilimsel çalışmalar, filmler, kitaplar, müzik kayıtları, her dildeki tarif ve resimlerdir.
Bunlar bilgisayarda kayıtlı belge ya da kâğıda aktarılmış olarak bulunabileceği gibi, film ya da depolama biriminde (CD, DVD vb.) yer alabilir. Birinci kopya yazılımın bir parçasıdır, yeniden üretilebilir. Bilgi üretimi dediğimizde yazılım üretimi söz konusu olur. Video seyrederken; video donanım (hardware), kasetin içeriği yazılım (software) ve yeteneklerin/becerilerin (wetware) bir parçası bulunur ki bu, videonun nasıl üretildiği bilgisi ve bunu çalıştırarak, film izleyebilmektir.
(…) Bir kayakçının kullandığı ekipmanlar (hardware) denge hissi, fiziksel uyum gibi doğuştan gelen yetenekler (wetware) ve hocasının yüz yüze verdiği bilgi (software) olarak ele alınabilir. Bilgi, süper otoyollarında en çok tartışılan konu, üretimde bir girdi olarak rol oynayan “software” ile ilgilidir. Bilgisayar ile bir rapor hazırlayan bir kimse, kendi becerisini (wetware) kullanır ve kullandığı işlem paketi (software) ve kişisel bilgisayarı (hardware)’dır. “Software” her zaman üretime dağılmaktadır. Örneğin; tekstil fabrikasında son yüzyılda, dokuma tezgâhının gücünü “software” yönetmektedir, bu ürettikçe öğrenilmektedir. Fabrika ortamı dışındaki faaliyetlerde bilgi çok önemlidir. Örneğin tarımsal alanda meydana gelen gelişmeler; traktörler, gübreler vb. “software” yönergeleri diyebileceğimiz yeni girdiler nedeniyle artmıştır. İlkçağlardan beri insanlar tohumun nasıl büyüdüğü, hayvanların evcilleştirilmesi gibi konularda bilgileri toplamaktadırlar. Bilgi’nin bir birimin pek çok insan tarafından kullanılabilmesinin bir sonucu olarak bu konudaki yeniliklerin etkisi büyük ölçüde hissedilmektedir. Microsoft gibi bir üretim firması, sayısal işlemleri yapar, yazılım tabanlı programlama araçlarını kullanır, “software” uygulamalarını kullanabilmek için gerekli kodları yazan kişiler bu araçları oluşturur. Sonunda üretim işçileri, Microsoft’un sattığı malları yapan kodları kullanırlar. El gücü ile boş disketlere defalarca kopyalanan bu bilgiler ile firmalar kazançlarının ve karlarının büyük bölümünü en iyi yazılımları kontrol etmekten kazanmaktadırlar (Romer, 1995’ten akt. Özgüler, 2003).
Bilim ve teknoloji alanlarında yaşanan baş döndürücü gelişmeler, gelişmişlik seviyesi ne olursa olsun bütün toplumları yeni arayışlara sevk etmiştir. Değişime ayak uydurabilmenin yolu ise sermaye birikimi, doğal kaynaklar yanında kurumsal yapı ile de ilişkidir. Eğitim bu anlamda kilit bir role sahiptir.
Baqir, G. M. (1981). The Long-Wave Cycles and Re-Industrialisation. International Journal of Social Economics, 8(7), s.117.
D’ Amico, C. (1999). Understanding the Digital Economy. http://www.mitpress.mit.edu/ude.html, 10.09.2001.
Deniz, A., & Kocabaş, F., (2020). Endüstri 4.0 Bağlamında Siber Gözetimin Örgütsel Davranış Açısından Sonuçları. Disiplinler Arası Boyutuyla Örgütsel Davranış (pp.77-117), Bursa: Ekin Basım Yayın.
Genç, S. (2018). Sanayi 4.0 Yolunda Türkiye. Sosyoekonomi, 26(36), https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/456869
Göker, H. A. (1995). Bilim teknoloji sanayi üçlemesi ve Türkiye üzerine söyleşiler (1.baskı). Sarmal Yayınevi.
Gürbilek, N. (1988). Kitle kültürünün temelleri. İçinde Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi (s. 100). İletişim Yayınları.
Işık, Y. (2001). Küreselleşme, bilgi teknolojisi, yeni ekonomi kavramı ve içerikleri yeni ekonomi el kitabı bilgi teknolojileri, yeni ekonomi ve küreselleşme. TCMB Yayını
Özgüler, V. (2003). Uzun dönemli dalgalanmalar yenilikler ve yeni ekonomi. Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 19(1-2), 146-160.
Öztuna, B. (2017). Endüstri 4.0 (Dördüncü Sanayi Devrimi) ile Çalışma Yaşamının Geleceği. Gece Kitaplığı: Ankara.
Pamuk, S. N. ve Sosyal M. (2018). Yeni sanayi devrimi endüstri 4.0 üzerine bir inceleme. Verimlilik Dergisi, 1, 41-66, https://dergipark.org.tr/en/pub/verimlilik/issue/34982/388198
Schumpeter, J. A. (1974) Kapitalizm sosyalizm ve demokrasi I (Kapitalizm Marksizmin bir açıklaması ile) (T. Akoğlu, Çev.; 3. baskı). Varlık Yayınevi [Orijinal Eser 1942 tarihlidir].
Schwab, K. (2016). Dördüncü Sanayi Devrimi, (Z. Dicleli, Çev.). İstanbul: Optimist Yayım Dağıtım San. Ve Tic. Ltd. Şti.
Standing, G. (2020). Temel gelir. (C. Demirdöğdü, Çev.). Can Sanat Yayınları [Orijinal eser 2017 tarihlidir].
Taş, Y. H. (2018). Dördüncü Sanayi Devrimi’nin (Endüstri 4.0) Çalışma Hayatına ve İstihdama Muhtemel Etkileri. Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi (OPUS), 8(9), 1817-1836, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/588712.
Üşür, İ. (1988). Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi, içinde “Bilimsel-Teknolojik Devrim”, ss. 2682-2683, İletişim Yayınları, İstanbul.
Wood, E. M. (2018). Sınıftan kaçış yeni hakiki sosyalizm. (Ş. Alpagut, Çev.; 3. baskı). Yordam Kitap.
[1] Marx , “Bütün geliştirilmiş makineler mahiyet itibariyle birbirinden farklı üç kısımdan meydana gelir: hareket sağlayıcı makine(motor mekanizması), güç iletici mekanizma(transmisyon mekanizması), alet-makine veya iş-makinesi…”İş-makinesi bir kez keşfedilince kendi dinamiğini yaratmaktadır. “otomatik bir makine sistemi”ne dönüşümü sağladığından, sanayinin bir dalındaki gelişme diğer ilgili dallarda da gelişmeler olmasına yol açmaktadır. Bu süreç makinelerin makinelerle üretilmesi sürecini başlatması bakımından önemli görülmektedir.
[2] Teknolojik Devrim J. Bernal’in 1954 yılında yayınladığı Tarihte Bilim adlı çalışmasından sonra dünya ölçeğinde kullanılmaya başlanmış bir ifadedir (Üşür, 1988, s. 2682-2683).
Share this content:


