76. Sendikaların Faaliyetleri Nelerdir?

Temel fonksiyonlarından biri üyelerinin yaşama ve çalışma koşullarını iyileştirmek olan sendikalar toplu pazarlıklar yoluyla ücretleri arttırmaya çalışmaktadırlar. Toplu pazarlık ve grevler dışında sendikalar işgücü arzını kısıtlayıcı, işgücü talebini arttırıcı, işgücü talebini daha ez esnek hale getirici faaliyetlerde bulunabilirler. Ayrıca sendikalar kısıtlayıcı çalışma kuralları oluşturabilirler.

Sendikalar üyelerinin yaşama ve çalışma koşullarında iyileşme sağlamaya çalışırken firmaların kârlılıkları ve işsizlik oranları gibi iki önemli kısıt ile karşı karşıya kalmaktadırlar (Talas, 1979, s. 178). Firma kârlılığı önemli bir ölçüttür. Sendikaların tam rekabet şartlarında üretim yapan firmalardan daha çok monopol özellikler gösteren büyük firmalarda daha kolay örgütlenebilmeleri ve üyeleri için daha yüksek ücretlerle sonuçlanan toplu pazarlıklar yapabilmeleri söz konusu olmaktadır. Ücretlerin işçilerin verimliliğinin üzerinde belirlenmesi durumunda işverenler emek yerine sermayeyi ikame etme eğiliminde olabilirler. Bu durum işsizliği arttırıcı bir etkiye sahiptir. Diğer yandan ülkede işsizlik oranlarının yüksek olması işverenler bakımından ücretleri düşük tutma konusunda bir neden olabilmektedir. İşverenlerin ürettikleri mallara olan talep esnekliği de sendikaların ücretleri arttırabilmelerini etkilemektedir. Toplu pazarlık bir veya birkaç işyeri, işkolu, bölge ve tüm işkolları bakımından ele alınıp incelenebilir (Talas, 1976, s. 266).

Sendikalaşmanın ekonomik analizi ile ilgili ilk çalışmaları 1940’lı yıllarda ABD’de John Dunlop (1914-2003) ve Arthur Ross (1916-1970) yapmıştır. Bu çalışmalar aynı zamanda çalışma ekonomisinin de temellerini atmıştır. Daha sonra uluslararası düzeyde sendikalaşma analizleri 1980’li yıllarda toplu sözleşmeler üzerinde yoğunlaşmıştır (Ceylan-Ataman, 2016, s. 178). Dunlop’a göre sanayileşmiş ve siyasal demokrasi geleneğine sahip bir toplumda toplu pazarlık; emeğin yaptığı hizmetin karşılığını belirleme, ortak görüş oluşturma, işçilerin temsil edilmelerini sağlama gibi üç temel amacı yerine getirmektedir (Dunlop, 1959, s. 29’dan akt. Talas, 1976, s. 271). Anlaşma ile sonuçlanan her toplu pazarlıkta; sözleşmenin yapısı (kapsam, amaç, yenilenme, uyuşmazlıkların çözümü, sözleşme süresinde grev ve lokavtın önlenmesi), taraf sendika ve yönetimin hakları, ücretler ve ücret yöntemleri, çalışmanın denetimi, çalışma hızı, çalışma yöntemleri ve çalışma koşulları gibi bölümler olmaktadır (Talas, 1976, ss. 271-272).

Sendikaların önemli faaliyetlerinden biri olan toplu pazarlık, işçi ve işverenlerin karşılıklı ekonomik ve hukuksal hak ve menfaatlerini düzenleyen bir sosyal politika aracıdır (Talas, 1979, s. 339). Bir işverenin ya da işverenlerin temsilcileri ile işçi temsilcileri arasında geçen bir müzakere süreci olan (Hayter, 2012, s. 1) toplu pazarlık, üyelerinin çalışma koşullarını geliştirmek ve iyileştirmek için sendikaların başvurdukları çeşitli yollardan biridir (Talas, 1979, s. 341). Toplu pazarlık kapsamında işçilerin yönetim haklarından çalışma tempolarına kadar pek çok konu bulunmaktadır. Ancak ekonomik bir analiz söz konusu olduğunda ücretler incelenmesi gereken ilk değişkendir. Genel olarak sendika ve işverenlerin, bir toplu pazarlık içinde ücret politikalarını aşağıdaki durumları göz önünde bulundurarak düzenledikleri ve belirledikleri ileri sürülmektedir. Bunlar;

  • İşçiler için zorunlu olan en az ücret,
  • Hayat pahalılığındaki değişmeler,
  • Emeğin verimliliğindeki değişmeler,
  • İşverenin ödeme gücü,
  • Yüksek ya da düşük ücretlerin, tüketicinin satın alma gücü ve çalışma düzeyi üzerinde ortaya çıkaracağı etkiler,
  • Başka sanayi dalları ve firmalarda/bölgelerde ödenen ücretler (Talas, 1976, s. 273).

Ekonomik analiz kapsamında toplu pazarlık ve grevler farklı modellerle ele alınmaktadır. Toplu pazarlıkta tarafların güç dengeleri bu modellerde ele alınan temel unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Elbette bilgi akış sistemi ve asimetrik bilgi konusu da oldukça önemlidir. Karşı taraf ile ilgi olarak sahip olunan bilginin derecesi ve doğruluğu pazarlık süreci sonunda elde edilecek faydayı doğrudan etkilemektedir.

İşçilerin ve işverenlerin karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek üzere, toplu iş sözleşmesi yapmaları, uyuşmazlıkları barışçı yollarla çözümlemeleri esas olmakla birlikte toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde işçilerin iktisadi ve sosyal durumlarıyla çalışma şartlarını korumak veya düzeltmek amacıyla grev yapmaları söz konusu olabilir. Kanunu grev olarak adlandırılan bu durumda işçilerin, topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla aralarında anlaşarak veyahut bir kuruluşun aynı amaçla topluca çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmaları durumu söz konusu olmaktadır. Kanuni grev için aranan şartlar gerçekleşmeden yapılan greve kanun dışı grev olarak adlandırılmaktadır. Siyasi amaçlı grev, genel grev ve dayanışma grevi kanun dışı grevdir. İşyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişler hakkında kanun dışı grevin müeyyideleri uygulanır (Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, 2012, m. 58). Bir hoşnutsuzluğun ifadesi olarak grev, koşulları kendi lehlerine çevirmek isteyen işçilerin, planlı olarak ve topluca işi bırakmalarıdır (Makal, 1987, s. 7). Geçici olması, iş durdurma özelliği olması, toplu hareket olması ve hesaplı bir iş durdurma özelliği taşıması grevin temel unsurlarıdır. Grevin işçiler bakımından bir hak olarak tanınması ve bu konu ile ilgili düzenlemeler yapılması 20. Yüzyıla ait bir olgu olup, kapitalist üretim biçimi ile ortaya çıkan bir kurumdur. Her ülkede ya da bir ülkede farklı dönemlerde düzenlemeler farklılaşsa da kamu hizmetlerini aksatmamak koşulu ile kabul gören bir toplu harekettir (Makal, 1987, ss. 9-20).

İktisatçılar genellikle sendika-işveren ilişkilerinde çözümün belirsizliği düşüncesine dayalı olarak iki yanlı tekel durumunu kabul ederek analiz yapmaktadırlar (Biçerli, 1992, s. 52). Karşılıklı tarafların pazarlık gücü, kabul edebilecekleri en düşük ve en yüksek ücret oranı ile sınırlanmış bir anlaşma bölgesi içinde çözüme ulaşılabileceğini öngörmektedir. İktisat kaynaklı toplu pazarlık modellerinde ekonomik değişkenlerle tarafların pazarlık gücü ile ilgili açık ya da örtülü varsayımlar bulunmaktadır.

Tablo 20’de yer alan birinci varsayım ve alt varsayımların grevin maliyetlerini etkilediği ve ikinci varsayım ve alt varsayımların ise grevin pazarlık sürecinin bir sonuç olduğu söylenmektedir (Makal, 1987, s. 60).

Toplu Pazarlık ve Grev Konusundaki Ekonomik Çalışmaların Temel ve İkincil Varsayımları

Ekran-Resmi-2025-04-23-22.46.35-1024x478 76. Sendikaların Faaliyetleri Nelerdir?

Kaynak: Makal, 1987, s. 60.

Toplu pazarlık ve grev süreci Pareto Optimal Hata Modelleri, Karşılıklı Etkileşim Pazarlık Modelive Ashenfelter-Johnson Politik Modeli gibi serbest toplu pazarlık modelleri ile analiz edilmektedir.

Pareto Optimal Hata Modelleri taraflar arası müzakere sürecinde oluşan hatalar nedeniyle grevleri ortaya çıktığı düşüncesine dayalıdır. Hicks’in Pazarlık Gücü Modeli bu kapsamda yer alan bir modeldir (Biçerli, 1992, s. 56). Hicks’in toplu pazarlık yaklaşımı grevlerin niçin ortaya çıktığını açıklayan bir modeldir (Makal, 1987, s. 60).

Karşılıklı Etkileşim Pazarlık Modeli Kaufman tarafından geliştirilmiştir. Bu modele göre gerçekçi ve analitik olarak işlenebilir bir pazarlık modeli oluşturmak stratejik iletişim nedeniyle oldukça zordur. Buradaki zorluk oligopol fiyat modellemesi alanında yaşanan zorluklara benzer şekilde açıklanmaktadır (Biçerli, 1992, s. 56).

Ashenfelter-Johnson Politik Modeli (AJ Modeli)  toplu pazarlığa sadece sendika yöneticileri ve işverenlerin değil sendika üyelerinin da dâhil olduğunu kabul etmektedir. Model özünde bir toplu pazarlık modeli olmayıp, veri bir sendika direnme kısıtı altında kâr maksimizasyonunun nasıl gerçekleştiğini ortaya koymaktadır.

Sendikalar işgücü arzını kısıtlayıcı faaliyetlerine göç karşısındaki tutumları örnek verilebilir. Göç konusunda ele aldığımız üzere göç alan ülke ve bölgelerde artan emek arzı nedeniyle ücret oranlarında azalma görülebildiğinden sendikalar göçmen karşıtı tavırlar içinde olabilmektedirler. Bu noktada gelen göçmenlerin işgücü piyasası içinde yer alacakları konum da önemli bir ölçüttür. Göçmenler emek arzı azalığı yaşanan bölge ve sektörlerde bu tür kısıtlamalarla karşılaşmazken emek arzı fazlası olan bölge ve sektörlerde bulunmaları tercih edilmemektedir. İşgücünün yerel işgücü için tamamlayıcı ya da ikame edici olması belirleyici ölçüt olabilmektedir.

İşgücü talebini arttırıcı faaliyetler kapsamında belli ürünlerin talebin artışını sağlama, işgücü verimliliğini arttırma, diğer üretim faktörlerinin fiyatlarını arttırma ya da sendikalı işgücü alıcısının sayısını arttırmaya çalışma yer almaktadır.

İşgücü talebini daha ez esnek hale getirici faaliyetlerde bulunabilirler. Sendikaların sendikalı işgücünü ikame eden faktörlerin talep esnekliğini azaltma uygulamaları bu kapsamda yer almaktadır. Amaç sendikanın kazandığı ücret artışının istihdamda mümkün olabilecek en az daralma ile sonuçlanmasını sağlayabilmektir. ABD’de uygulanan Closed Shop ve Union Shop uygulamaları örnek olarak verilebilir (Biçerli, 1992, s. 64).

Sendikalar kısıtlayıcı çalışma kuralları oluşturabilirler. İşverenin kar maksimizasyonu koşulunu sağlayan işçi sayısından daha fazla kişiyi istihdam etmesini sağlamaya yönelik bu politikaların teknolojinin gelişmesi karşısında uygulanmasında zorluklar yaşanabilmektedir (Biçerli, 1992, s. 67; Biçerli 2011, ss. 329-342).

Biçerli, Kemal M. (2011). Çalışma Ekonomisi, Beta: İstanbul.

Biçerli, M. K. (1992). Sendikaların Ekonomik Analizi ve İşgücü Gelirleri Üzerindeki Etkileri: Türkiye Uygulaması.  [Yayımlanmamış doktora tezi, Anadolu Üniversitesi sosyal Bilimler Enstitüsü]. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/

Ceylan-Ataman, B. (2016). Çalışma ekonomisi teori ve politikalar (2. Baskı), İmaj Yayınevi.

Makal, A. (1987). Grev kuramlar ve uluslararası farklılıklar (1. Basım). V Yayınları.

Talas, C. (1979). Sosyal ekonomi (4. Baskı). S Yayınları.

Talas, C. (1979). Sosyal ekonomi (4. Baskı). S Yayınları.

Share this content: