58. Çalışma Ekonomisinde Emek Mobilitesi ve Göç Nasıl Ele Alınmaktadır?

Daha önceki başlıklardan da hatırlanacağı üzere işgücü piyasalarında bilgi önemli bir yere sahiptir. Karşılıklı tarafların tam ve eksiksiz bilgiye sahip olduklarının varsayıldığı Tam Rekabetçi Emek Piyasaları sadece teorik bir kavramsal çerçeve olsa da bilgiye sahip olmak önemli bir durumdur. İşler ve piyasalar hakkında sahip olunan bilgi karar vermede etkili olmaktadır. Hem çalışanlar hem de işverenler değişen koşulara uyum sağlamaya çalışırken emek hareketliliği yaşanır. Mobilite olarak da adlandırılan bu hareketlilik aynı zamanda bir sosyal hareketliliktir (Ehrenberg & Smith, 2012, s. 324; Biçerli, 2016, s. 283). Toplumun dinamizmini gösteren mobilite; statünün zaman içinde farklılaşması olan dikey hareketlilik ve coğrafi mobilite olarak tanımlanan yatay hareketlilik olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Emek mobilitesi (işgücünün hareketliliği); sadece işyeri değişimi, aynı yerleşim bölgesinde meslek değişimi, aynı meslekte coğrafi emek hareketliliği ve hem mesleki hem de coğrafi değişim olmak üzere dört farklı şekilde ortaya çıkmaktadır (McConnell, Brue & Macpherson, 2006, s. 275).

Emek hareketliliğinin coğrafi değişim içeren kısmı aynı zamanda göç olarak tanımlanmaktadır. Ancak göç sadece emek faktörü bakımından değil genel olarak tüm bireyler için geçerlidir. Hançerlioğlu’na göre (1986) “Osmanlıca Tebdili mekân, Fransızca Migration, Almanca Auswanderung, İngilizcesi Migration olan göç bir yerden başla bir yere geçme”dir. Ulusça yapılan ülke değiştirme göçlerine toptan göç (Osmanlıca Hicret, Fransızca Exode) denir. Göç etme olayı (Osmanlıca Muhaceret, Fransızca Immigration olayı”dır (s.139)” olarak tanımlamaktadır.

En genel tanımıyla göç; yapısı, mesafesi ve nedeni ne olursa olsun bireylerin ya da toplumsal kümelerin yerleşmek üzere bir yerden başka bir yere gittikleri, geçici ya da kalıcı şekilde yer değiştirdiği nüfus hareketidir. Coğrafi alan değişikliğini içeren bu nüfus hareketliliği, bir ülke içinde olabileceği gibi, uluslararası bir sınırı geçerek de gerçekleşebilir.

Farklı disiplinlerin ya da bilim alanlarının farklı tanımlamalar yapmalarına rağmen en genel anlamda göç, belli bir alanda yaşayan insanların ulusal ya da uluslararası boyutta bir yerden başka bir yere anlamlı bir uzaklık ve etki yaratacak süreyle yer değiştirmeleridir (Bartram, 2017, s. 13; Töre, 2016,  s. 47; Yılmaz, 2014, s. 1686; Boeles vd., 2014, s. 5; Şen, 2014, s. 233).

Göç hareketlerinin tarih boyunca çok farklı nedenleri ve boyutları olmuştur. Savaşlar, yaşanan kıtlıklar, inanç ve etnik ayrımlar, doğal afetler, ekonomik krizler, terör, ucuz emek talebi, merak güdüsü göç hareketinin nedenlerinden sadece bazılarıdır. Göçün ekonomik olan ve olmayan nedenleri bulunmaktadır. Daha iyi iş imkânları, kendisinin ve ailesinin yaşam standardını yükseltme arzusu gibi nedenler ekonomik faktörler arasında sayılırken; siyasal nedenlerle, ırk ayrımından kaçmak ya da akrabalarına yakın olmak gibi ekonomik olmayan nedenlerle de göç ortaya çıkmaktadır. Nedenler ne kadar farklı olursa olsun var olan gerçek ise göçlerin küreselleşen dünyada hızla artarak devam ettiği ve edeceğidir.

Bireysel karar almaya dayalı olan ve kişilerin yaşadıkları bölge ile kendilerine daha iyi yaşam koşulları sunacağını düşündükleri bölge arasında belli ölçütlere göre karar vererek gerçekleştirdikleri göç türü emek göçü bu göçü gerçekleştiren kişiler de ekonomik göçmen olarak tanımlanan duruma da uygundur. Mikro düzeydeki göç teorilerinden olan Fayda-Maliyet Yaklaşımı teorisinde de ele alındığı gibi göç; bireyin, göçün maliyetleri ile kendisine sağlayacağı faydayı karşılaştırarak karar verdiği bir sürecin sonunda ortaya çıkmaktadır. Bu yaklaşıma göre rasyonel olduğu kabul edilen bireyler, fayda-maliyet hesapları sonucunda göçten parasal olarak net kazanç elde edeceklerini düşündüklerinde göç etmeye karar vermektedirler. Bu çerçevede göç bir çeşit Beşerî Sermaye Yatırımı olarak kavramsallaştırılmaktadır. Bireyler sahip oldukları beşerî sermayeden en yüksek getiriyi elde edeceklerini düşündükleri bölgelere göç etmektedirler. Göç maliyetli bir süreçtir. Yolculuk, taşınma, iş arama, yeni iş çevresine uyum sağlama, kültür ve dile alışma, kendi ülkesindeki bağlardan yoksun olma gibi parasal maliyetler söz konusu olmaktadır. Göçün ayrıca parasal olmayan nitelikteki maliyet ve getirileri kişiden kişiye değişebilme özellikleri nedeniyle hesaplamaları bu model çerçevesinde dikkate alınmamaktadır.

Göç kararını veren birim aile de olabilmektedir. Bu durumda da bireysel karar alma sürecindeki duruma benzer olarak ailedeki bireylerin olası fayda ve maliyetleri göz önünde bulundurdukları bir göç süreci söz konusu olmaktadır.

Emek göçünün belirleyicileri ya da göç kararı verilmesinde etkili olan faktörler düşünüldüğünde ilk sırada yaş faktörü karşımıza çıkmaktadır. Karar vermede önemli olan diğer faktörler ise; medeni durum ve aile büyüklüğü, eğitim, işsizlik oranları, uzaklık ve siyasal-sosyal gelişmeler olarak sıralanabilir (Biçerli, 2011, ss. 289-292). Uzaklık, zaman ve kalıcılık olmak üzere üç ölçütle tanımlanan göçün zaman boyutu konusunda sosyal bilimciler arasında bir görüş birliği bulunmamaktadır. Bazı yazarlar tarafından göç, bireylerin bir yıldan az olmamak üzere yaşadıkları ortamı değiştirmeleri olarak tanımlanmaktadır. Ancak bu tanım mevsimlik göçler gibi çeşitli nüfus hareketlerini göç kapsamından çıkarmaktadır (Özgüler, 2016, ss. 2-26). Bu boyutlara günümüzde yaşanan kitlesel göçleri de dikkate alarak hacim ölçütünün de eklenmesi yerinde olacaktır (Özgüler, 2019).

Göçün belirleyicileri itici ve çekici faktörler bağlamında da ele alınmaktadır. Düşük ücret, hızlı nüfus artışı, işsizlik, beklentiler, siyasal haklara yapılan baskılar, iş ve aile ortamındaki bozukluklar da itici faktörler olarak sıralanırken; yüksek ücretler, ucuz emek talebi, mesleki çalışma için istikrar, demokratik hak ve özgürlüklerde ilerilik, yabancı eşle evlilik gibi faktörler de çekici faktörler olarak sayılmaktadır. Kişiler itici ve çekici faktörler arasındaki nispi farka göre göçe karar vermektedirler. İtici ve çekici faktörler arasında karar verirken göçün zorunlu bir göç mü? Yoksa gönüllü bir göç mü? Olduğu ayrımı önem kazanmaktadır. Kitlesel olarak ortaya çıkan acil durum göçlerinde çoğu zaman itici ve çekici faktörler arasında yapılacak bir değerlendirmeye fırsat bulamadan kişiler yaşadıkları ülke ya da bölgeleri terk etmek zorunda kalabilmektedirler.

Bartram, D., Poros, M. V. ve Monforte, P. (2017), Göç Meselesinde Temel Kavramlar, (Çev. I. Ağabeyoğlu Tuncay), Hece Yayınları: Ankara.

Biçerli, M. K. (2011). Çalışma ekonomisi. (6. Baskı). Beta Yayınları.

Biçerli, M. K. (2016). Çalışma Ekonomisi, Beta Basım Yayım, 9. Baskı, İstanbul.

Boeles, P., den Heijer, M., Lodder, G. ve Wouters, K. (2014), European Migration Law, Intersentia Ltd.: United Kingdom.

Ehrenberg, R. G. ve Smith, R.S. (2012). Modern Labor Economics Theory and Public Policy. (11. bs), USA: Pearson Education Inc.

Hançerlioğlu, O. (1986). Ekonomi sözlüğü (6. Baskı). Remzi Kitabevi.

McConnell, C. R., Brue, S. L. & Macpherson, D. A. (2006). Contemporary labor economics. (7. Baskı). McGraw-Hill Education.

Özgüler, V. (2016). Emek mobilitesi ve Göç. İçinde M. K. Biçerli (Ed.), Çalışma ekonomisi II (ss. 2-26). Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Yayınları.

Özgüler, V. (2019). Beşeri Sermaye Teorisi ve İşgücü Piyasaları. İçinde H. Bal (Ed.), İktisat Araştırmaları (ss.155-180). Akademisyen Kitabevi.

Şen, M. (2014), Türkiye’de İç Göçlerin Neden ve Sonuç Kapsamında İncelenmesi, Çalışma ve Toplum Dergisi, 40, (1), 231-256.

Yılmaz, A. (2014), Uluslararası Göç: Çeşitleri, Nedenleri ve Etkileri, International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 9, (2), 1685-1705.

Share this content: