56. İşbaşında Eğitim Nedir?
Okullarda verilen eğitim hemen hemen hiçbir dönemde yeterli görülmemiştir. Eğitim işgücünü yetiştirme açısından önemlidir ancak her zaman için yeterli olduğunu söyleyemeyiz. Herhangi bir kademeden mezun olmak belli düzeyde bilgi beceri ve yetkinliklerin kazanılmış olduğunun işareti olarak düşünülebilir ancak uzmanlaşmış mesleki becerilerin kazanılması işgücü piyasalarına girdikten sonra ortaya çıkmaktadır. Mincer’e göre;
(…) işgücünü yetiştirme açısından ne bir kenara itilecek bir yöntemdir ne de yeterli bir yöntemdir. Eğitimin belli bir düzeyinden mezun olma, bir yetişme sürecinin bittiğini göstermez. Bu genellikle, daha genel nitelikte ve hazırlık düzeyindeki bir aşamanın sonucudur ve daha uzmanlaşmış ve sıklıkla görüldüğü gibi mesleksel becerinin kazanılmasında süreklilik gösteren bir sürecin, işgücü piyasasına girmesinden sonra başlamaktadır (Mincer, 1963, s. 524’ten akt, Ünal, 1994, s. 754).
Günümüz teknolojik gelişmeleri düşünüldüğünde yüksek nitelikli işgücünü yetiştirme sorunluluğunun yalnızca eğitim kurumları ile sınırlandırılamayacağı, bu etkinliklerin artan ölçüde endüstriler ve eğitim çevresi dışındaki kuruluşların yer aldığı etkinlikler haline geldiği belirtilmektedir (Ünal, 1994, s. 524). İşverenler de daha organize ve deneyimli işçi aramaktadırlar. Bu noktada Eğitimin işgücü piyasası ile uyumlu olması olmaması gerekli midir? Eğitimin temel amacı işgücü piyasalarında çalışacak işgücünü yetiştirmek midir? Tartışmalarını bir kenara bırakarak sürecin okuldan çalışma yaşamına geçiş boyutu üzerinde durulması ele aldığımız soru kapsamında daha uygun olacaktır. [1]
Okuldan çalışma yaşamına geçiş konusu iş ile ilgili eğitim ve işbaşında eğitim konularını içeren aynı zamanda gençlerin işgücü piyasalarına geçişi ve genç işsizliği bağlantıları olan önemli bir konudur (Lowe & Krahn, 1995, s. 363).
Okuldan çalışma yaşamına geçiş sürecini dinamiklerine geçmeden önce eğitim yetişme ve mesleksel becerilerin kazanılması konularına açıklık getirmek yerinde olacaktır. Education ve training Türkçe’de eğitim ve öğretim olarak kullanıldığı gibi yetiştirme olarak da kullanılmaktadır. Ünal trainingkelimesini yetiştirme olarak kullanmaktadır (Ünal, 1994, s. 755). Ünal’a göre;
(…) Karmel, yetiştirme kavramını “mesleksel becerilerin kazanılması” olarak tanımlamaktadır. Mesleki eğitimin kısmen genel eğitim ve kısmen de yetişmeden oluştuğunu belirten yazar, genel eğitimi insanı, toplumu, kültürü anlama kapasitesini geliştiren bir süreç olarak görmektedir. Bu tanıma göre yetiştirme, mesleksel eğitimin bir bölümüyle, yani mesleksel becerilerin kazandırılmasıyla ilgili görülmektedir. Mesleksel beceri kavramının içeriği, yetiştirme kavramının sınırlarını çizmek açısından önemli olmaktadır. Günümüzde mesleksel beceriler sadece teknik değil aynı zamanda sosyal beceriler olarak da ele alınmaktadır. Bu durumda, mesleksel becerilerin kazandırılma süreci, yani yetişme süreci, işteki ve okuldaki sosyal ilişiklerin öğrenilmesini sağlayan süreçleri de içermektedir. Yetiştirme etkinliklerinin ayırıcı özelliği, aslında, bireyin işteki verimliliğini arttırmaya yönelik olmasıdır. İşte bireyin verimli olması için gerekli olan nitelikler genişledikçe, yetiştirme programı da genişlemekte, verimliliği etkileyen mesleksel beceriler çerçevesinde düşünüldüğünde ise bu kavram daralmaktadır. Teknolojide meydana gelen değişmeler iş ortamını ve meslek içeriklerini değiştirmekte, değişen koşullara uygun olarak da yetiştirmenin içeriği değişmektedir. İşbaşında yetiştirme ise, işteki yetiştirmeyi ifade eder. İş koşullarındaki formel ve enformel yetişme programları yani “tecrübe ile öğrenme” yi içerir. Bireyler ve firmalar işbaşında yetişme için harcama yaparlar. Çünkü gelecekte kazanç elde edeceklerini umarlar (1994, s. 755).
Eğitimin maliyet gerektiren bir süreç olması maliyeteler hangi tarafın katlanacağı sorununu da beraberinde getirmektedir. Eğitim süresinde belli bilgi beceri ve yetkinlikler kazanan bir bireyin okulun bitişi ile çalışma yaşamına girişi arasındaki süreci tanımlayan okuldan çalışma yaşamına geçiş süreci literatürde uzun zamandır ele alınan bir konudur. Son yıllarda artan genç işsizliği oranları ile Ne Eğitimde Ne İşgücü Piyasasında Olmayan (NEET) gençlerin sayısındaki artış ile akademik çalışmalarda ve politika alanında da ilgi görmeye başlayan bir kavram olmuştur[2]. Anadolu Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Merkezi Elektronik Veri tabanında Okuldan Çalışma Yaşamına Geçiş (School to Work Transition – STW) anahtar kelimesi ile yapılan taramada 1932 tarihinde ABD’de eğitim ve istihdam ile ilgili olarak oluşturulan kurumsal yapılar ve okuldan çalışma yaşamına geçiş konusunun ele alınmış olduğu görülmektedir (Editorial Comment, 1932). Konu ile ilgili ikinci çalışma 1958 tarihlidir. İşletme Eğitiminde Güncel Konular (Some Current Issues in Business Education) çalışmasında Gordon, doğrudan doğruya okuldan çalışma yaşamına geçiş konusuna odaklanmamış olsa da iş yaşamında kariyer çeşitliliği ile ilgili analizlere yer vermektedir. 1950’lerden 1970’lere kadar okuldan çalışma yaşamına geçiş konusu sosyal eşitsizlik teorisi çerçevesinde ele alınmıştır. Bireylerin kendi eğitimlerine yatırım yapmalarının mesleki statü beklentisi, mobilite, bireysel özelliklere dayalı farklılıklar, beceri ve motivasyon gibi değişkenlerden etkilenmektedir (Ainsworth , 2005, s. 260).
Okuldan çalışma yaşamına geçişte gençler, okul ve işveren olmak üzere 3 temelden söz edilmektedir. Bu bağlamda;
- Okul gençleri işgücü piyasaları için yeterince hazırlayabiliyor mu?
- Gençlerin eğitim sırasında elde ettikleri bilgi, beceri ve yetkinlikler mi eksik yoksa iş arama davranışlarında mı bir eksiklik var?
- İyi iş bulmak şans mı?
Bu konularla ilgili çok sayıda çalışma bulunmaktadır (Rosenbaum, Kariya, Settersen ve Maier, 1990: 273). Konu eğitim stratejileri ile bağlantılı olduğu kadar eğitimin kalitesi ve motivasyon ile de ilişkilidir (Bailey vd., 2000, s. 43). İşgücü piyasalarında enek talebinde bulunanlar diğer bir ifadeyle işverenler bakımından da işe en uygun kişilerin seçilmesi süreci söz konusudur. İş arama teorisi başlığı altında ayrıntılı olarak ele alınacak bu konu işbaşında eğitim başlığı altında eğitimin maliyetleri yönünden ele alınmaktadır.
Okuldan çalışma yaşamına geçiş sürecini başarı ile tamamlayarak işgücü piyasasına giriş yapan bir kişi (genç) artık öğrenci ve NEET değil çalışan olmuştur. İşverenler işe en uygun kişiyi seçmek için çok aşamalı sınavlar, görüşme ve analizler yapmış olsalar da gerek asimetrik bilgi durumunun etkisi ile gerekse becerilerin güncellenmesi gerekliliği çalışma yaşamı için de eğitim konusunun her zaman gündemde olmasına neden olmaktadır. İşe uyum (oryantasyon) dışında çalışma yaşamında pek çok işbaşında öğrenme (on the job training) kapsamındadır.
Becker, işbaşındaki yetişmeleri genel ve firmaya özgüyetişmeler (eğitim) olarak ikiye ayırmaktadır. Çıraklık eğitimi işbaşında yetişme çerçevesinde ele alınmaktadır Becker ve Mincer gibi iktisatçılar, işbaşında yetişme yatırımlarının maliyetini ve getiri oranını hesaplamışlardır (Ünal, 1994, s. 757).
Genel işbaşında eğitim ile firmaya özgü işbaşında eğitim ayrımı eğitim maliyetlerinin karşılanması konusunda belirleyici olabilmektedir. Eğer eğitim sonunda çalışanın kazandığı bilgi beceri ve yetkinlikler onun piyasa genelinde daha yüksek ücretli ve daha iyi çalışma koşuları sunan farklı firmalarda çalışmasına yarar sağlayabilecek nitelikte ise bu eğitimin maliyetine işveren katlanmak istemeyecektir. Eğitim firmaya özgü bilgi beceri ve yetkinliklere yönelik olduğunda ise tüm maliyet işverenlerce karşılanmaktadır. Uygulamada eğitim sırasında ücret almayarak ya da ücret kesintisine razı olarak eğitimin maliyetine katlanan çalışanlar olabildiği gibi eğitim içeriği genel olsa da maliyeti karşılayan ve çalışanlarını eğitime yönlendiren işverenler bulunabilmektedir. Bu durumum firma yapısı, işsizlik oranlarının düşüklüğü/yüksekliği gibi pek çok boyutu olabilir. Ancak uygulama örnekleri ağırlıklı olarak İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY)alanında ele alınmaktadır.
Lowe, G. S. ve Krahn, H. (1995). Job-related education and training among younger workers. Canadian Public Policy, 21 (3), 362-378.
Rosenbaum, J. A. ve Binder, A. (1997). Do employers really need more educated youth? Sociology of Education, 70(1), 68-85.
Rosenbaum, J. A., Kariya, T., Settersen, R., & Maier, T. (1990). Market and network theories of the transition from high school to work: Their Application to Industrial Societies. Annual Review of Sociology, 16, 263-299.
Ünal, I. (1994). İşbaşında yetiştirme. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, 27(2), 753-770.
[1] Gençlerin beceri gerekleri ve işverenlerin beklentileri konusunda iktisatçılar ve sosyologlar arasında tam bir fikir birliği bulunmamaktadır. İktisat literatüründe konu işverenlerin verimliliği en üst düzeye çıkarmak istedikleri varsayımın adayalı görüşler ağırlıkta iken, sosyologlar arasında istihdamın yapısı, ücretler ve iş fırsatlarına erişim konuları ön plana çıkmaktadır (Rosenbaum & Binder, 1997, s. 69). Sosyal politika disiplinine dayalı olarak ortaya çıkan Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümlerinde okutulan Çalışma Ekonomisi derslerinde konunun hem iktisadi hem de sosyoloji bakış açılarının birlikte ele alındığını söylemek yanlış olmayacaktır. Genel olarak program içerikleri ve özelde Çalışma Ekonomisi ders içerikleri incelendiğinde bu durum net olarak görülebilmektedir.
[2] Anadolu Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Merkezi kapsamında Genel kategorisinde JSTOR, Cambridge Journals Online, EbscoHost gibi kapsamlı 27 veri tabanını içeren Dokümantasyon Merkezi Elektronik Veri tabanı bulunmaktadır. İlgili anahtar kelime için 1915-2022 yılları arasında 1168,689 tekil sonuç çıkmaktadır. Bunlardan 4127’si akademik dergiler, 1467’si güncel dergiler, 1095’i raporlar olmak üzere gazete haberleri, kitaplar, değerlendirmeler, tezler gibi farklı yazılı materyallerden oluşmaktadır (https://eds.s.ebscohost.com/eds/results?…+to+work+transition&bdata… Erişim Tarihi: 17.02.2022).
Share this content:


