45. Piyasa Nedir ve Piyasa Dengesi Nasıl Sağlanır?
Piyasa dediğimizde arz ve talep kanunlarını geçerli olduğu ve değişimin yer aldığı bir yer olarak düşünülmüştür. Bazı durumlarda piyasa alıcı ve satıcıların fiziki olarak karşı karşıya geldikleri ve alış-veriş işlemlerini düzenledikleri yerler olarak düşünülmemekte bir sosyal organizasyon olarak ele alınmaktadır (Yücel, 1980, s. 15). Alıcı ve satıcıların karşılıklı olarak istek ve iradelerini ortaya koydukları piyasalarda tarafların sahip olduğu bilgi piyasanın özelliklerini belirlemektedir. Bilginin yanı sıra tarafların özellikleri de piyasanın yapısı ve işleyişi üzerinde etkili olmaktadır. Piyasanın; haberleşmeyi sağlayan etkin bir dağıtım ve koordinasyon sistemi olduğu ve aynı zamanda demokratik karar alma sitemi olduğu söylenebilir (Savaş, 2000, s. 10).
İktisadi analizlerde rekabetin türü ve derecesine göre farklı piyasa türleri tanımlanmaktadır. Bu piyasalar;
- Tam Rekabet Piyasaları,
- Monopol Piyasaları,
- Monopson Piyasaları,
- İki Yanlı Tekel Piyasaları,
- Oligopol ya da az sayıda firmalar arası rekabet piyasaları,
- Monopolcü Rekabet Piyasaları
olarak sıralanabilir. Bu piyasa türlerine eklemeler yapılması mümkündür ancak bunlar önemli piyasa türleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerçek hayatta en fazla görülen piyasa türleri oligopol ya da az sayıdaki firmalar arası rekabet piyasaları ile monopolcü rekabet piyasalarıdır. Diğer piyasalar daha çok model piyasalar niteliğindedir (Üstünel, 1988, s. 215).
Tam rekabet piyasalarında çok sayıda alıcı ve satıcı bulunmaktadır. Bireyler tek başlarına piyasa fiyatını belirleyemezler, piyasada oluşan fiyatı kabullenir diğer bir ifadeyle veri kabul ederler. Ancak bu kabullenme fiyatı etkileme gücüne sahip olmama durumu değildir. Bu fiyattan arz ya da talep edip etmemeleri ilgili mal ve hizmetin üretilmesi ile ilgili olarak sinyal oluşturmaktadır (Savaş, 2000, s. 23).
Mal ve hizmet üretimi aşamasında geçerli olan bu piyasa türleri diğer faktör piyasaları, çalışma ekonomisi çerçevesinde emek faktörü ile ilgili piyasalar bakımından da varsayımlarında bazı düzenlemeler yapılarak kullanılabilmektedir. Bu durumda işgücü piyasaları için de tam rekabetçi emek piyasaları, monopsonist emek piyasaları gibi tanımlamalar söz konusu olmaktadır. Örneğin mal ve hizmet piyasaları bakımından; çok sayıda alıcı ve satıcı bulunan, piyasaya giriş ve çıkışların serbest olduğu, homojen malların söz konusu olduğu ve tam bilginin geçerli olduğunun kabul edildiği Tam Rekabet Piyasasıvarsayımları; işgücü piyasalarına uygulanarak çok sayıda işçi ve işverenin olduğu, sendikaların olmadığı, işçilerin homojen olduğu ve tam bilginin geçerli olduğu Tam Rekabetçi Emek Piyasaları tanımlanmaktadır.
Kapitalist sistemin sembolü olan tam rekabet varsayımı iktisatta; analitik bir araç, küresel, bireysel, toplumsal düzeyde ekonomik mekanizmaların nasıl işlediğini analiz çerçevesi sunma yönü ile kullanılmaktadır. Tam rekabet varsayımları ekonominin nasıl olması gerektiği ile ilgili normatif değerlendirmelerin yapılabilmesine imkân sağlar. Tek satıcının piyasayı etkileyemediği tam rekabet varsayımının iktisatta açık ve sistemli kullanımı 1870’li yıllara rastlamaktadır (Savaş, 2011).
Teorik olarak firma mal ve hizmet piyasalarında tam rekabet, işgücü piyasasında da tam rekabet koşulları altında bulunabileceği gibi, mal ve hizmet piyasalarında monopol, işgücü piyasası tarafında tam rekabet piyasası koşulları geçerli olabilmektedir. Günlük yaşam içinde üretim sürecinde firmalar farklı piyasalar içinde faaliyet göstermektedirler.
Savaş, V. F. (2000). Piyasa ekonomisi ve devlet. Liberte Yayınları.
Üstünel, B. (1988). Ekonominin temelleri. Ankara.
Yücel, A. (1980). Emek ekonomisi ve endüstriyel ilişkiler. Kalite Matbaası.
Share this content:


