40. Emek Talebi Nasıl Tanımlanır?
Emek talebinin tanımına geçmeden önce iktisada giriş derslerinden bilmemiz gereken talep konusunu hatırlayalım. İktisatçılara göre bir malı elde etmek için açıklanan her istek talep değildir. Bu isteğin yeterli satın alma gücü ile desteklenmiş olması gerekir. Bu tanımın altında yatan temel neden ilgili malın fiili alıcısı olabilmek, piyasa fiyatını etkileyebilmek ile ilgilidir.
Talep ve istem birbirine yakın kavramlardır. Ancak istem, mal ve hizmet miktarları için sınırsız bir arzuyu ifade eder ve kıtlık faktörü dikkate alınmamaktadır (https://acikders.tuba.gov.tr/pluginfile.php/4279/mod_resource/content/1/HAFTA_01_ARZ_TALEP.pdf).
İktisatçılar talep kavramı ile ilgili belirli bir fiyattan talep ile çizelge (şedül) anlamındaki talep kavramı olmak üzere iki önemli ayrım yapmaktadır. Belirli bir maldan talep dediğimizde söz konusu fiyatı ödemeye hazır kişilerin satın aldıkları mal miktarı anlaşılır. Bu durumda talep piyasa fiyatını belirleyen değil piyasa fiyatı tarafından belirlenen bir unsurdur. Fiyat veri alınmaktadır. Talep çizelgesi ise bir malın değişik fiyatları karşısında alıcıların o maldan satın almak isteyecekleri miktarları ne yönde ve ne oranda değiştireceklerini gösteren ve mala karşı olan talebin genel yapısını ve özelliklerini açıklayan bir kavramdır (Üstünel, 1988, s. 115).
Talep Çizelgesi ve Talep Eğrisi

Kaynak: Yazar tarafından çizilmiştir.
Çeşitli fiyatlarda ne miktarda mal satılması olasılığını gösteren Talep Çizelgesi incelendiğinde fiyatlarla satış miktarları arasındaki ters yönlü ilişki görülecektir. Bir malın fiyatı düştükçe alıcıların ondan talep edecekleri miktarların artması ya da malın fiyatı yükseldikçe talep edilen miktarların azalması Talep Kanunu olarak adlandırılmaktadır. Bu durumda negatif eğimli bir talep eğrisi söz konusu olmaktadır. Talep eğrisinin yanı sıra fiyat değişimleri karşısında talebin ne ölçüde hassas olduğunu gösteren kavram talep esnekliğidir. Fiyat değişimleri karşısında talebin gösterdiği duyarlılık derecesi talebin fiyat esnekliği denir. Malın aile içindeki nispi önemi, malın karşıladığı ihtiyacın derecesi, yakın ikame malları bulunup bulunmaması talebin fiyat esnekliğini etkiler. Bir malın talebi kişinin gelirine de bağlı olduğundan talebin gelir esnekliği kavramı da tanımlanmalıdır. Gelir düzeyi yükseldiği zaman mallara olan talep de değişir (Üstünel, 1988, s. 129). [1]
Sosyal bilimlerdeki diğer kanunlar gibi sadece genel bir eğilimi ortaya koyan talep kanunu sağlam bir mantığa dayandığı gibi pek çok uygulamalı çalışma ve gözlemlerden elde edilen sonuçlarla doğrulanmıştır (Üstünel, 1988, s. 116).
Fonksiyon iki veya daha çok sayıda değişken arasındaki ilişkileri açıklamaktadır. Fiyat teorisinde en çok söz konusu olan fonksiyonel ilişkiler talep miktarları ile fiyatlar arasındaki, maliyetler ile üretim miktarları arasındaki ve fiyatlar ile arz miktarları arasındaki ilişkilerdir. Talep fonksiyonu dediğimizde ise, bir maldan satın alınmak istenen miktarları belirleyen etkenler arasındaki karşılıklı ilişkiler anlaşılmaktadır.
Talep fonksiyonu ilgili malın piyasa fiyatı (Pa), gelir düzeyi (Y), o mal ile ilişkisi olan diğer malların fiyatları [rakip (ikame) mal ise (Pr), tamamlayıcı mal ise (Pt)], gelecekte beklenen fiyatlar (Pg), nüfus (N) ve tüketici tercihleri (T) ile ifade edildiğinde;
Da = (Pa, Y, Pr, Pt, Pg, N, T)
Formülde gösterilen etkenlerden ilgili malın fiyatı dışında kalanları veri kabul ettiğimizde Talep Kanunu elde edilir. Diğer şeyler veri iken (Ceteris Paribus) malın fiyatı yükseldiğinde talep edilen miktar azalır, şeklinde özetlenebilir. Diğer şeyler veri kabul edilmediğinde Talep Kanunu işlememektedir. Örneğin gelir artarsa malın fiyatı artsa da talep artabilir. Talep Kanununda ele alınan fiyatlar, mutlak fiyatlar değil nispi fiyatlardır. Diğer mal ve hizmet fiyatları veri iken, ilgili malın fiyatındaki değişmelere dikkat çekilmektedir
Talepte değişme, veri kabul ettiğimiz diğer değişkenlerin değişmesi söz konusudur.
Gelirde değişme: Fiyat değişmelerinin etkisi malları ikame ve tamamlayıcı olmalarına göre değişirken, gelirdeki değişmenin etkisi, malların normal ve düşük mal olmasına bağlıdır. Gelir arttığında talebi artan mallar normal maldır. Gelir arttığında talebi düşen mallar ise düşük maldır[2].
İlgili malların fiyatı: Talebi incelenen mal ile ilgili olan diğer malların fiyatları talep üzerinde etkilidir. Birbiri yerine kullanılabilen iki mal söz konusu ise (çay ve kahve gibi ikame mallar ise) ikame malın fiyatı arttığında mal talebi artmaktadır. Tamamlayıcı mallar söz konusu ise (çay ve şeker gibi) tamamlayıcı malın fiyatında artış mal talebini azaltmaktadır.
Gelecekte beklenen fiyatlar: Fiyatların gelecekte artacağı bekleniyorsa talep artmaktadır. Düşeceği bekleniyorsa talep azalmaktadır.
Nüfus: Nüfus artışı, nüfusun bileşiminin değişmesi talebi etkilemektedir. Genel olarak nüfus artışı ve talep artışı ilişkisi kurulabilir.
Tercihler: Tercihlerde değişme doğrudan gözlemlenemese de tercihler talebi etkilemektedir
Talep edilen miktarlar ve fiyat değişimi karşısında aynı talep eğrisi üzerinde hareket ediyoruz. Talep artışı ya da azalışında ise talep eğrisinin bütünüyle sağ ya da sola kayması anlaşılmalıdır. Talep miktarı artışı ya da azalışı dediğimizde ise aynı eğri üzerinde kalınarak fiyat ya da miktar değişir. Bu önemli bir farklıdır. Arz için de geçerli olan bu ilişkiyi bilmek son derece önemlidir (https://acikders.tuba.gov.tr/pluginfile.php/4279/mod_resource/content/1/HAFTA_01_ARZ_TALEP.pdf).
Bir ekonomide, firmalar mal ve hizmet üretmek amacıyla üretim faktörleri kullanmaktadırlar. En temel üretim faktörü olan emek için firmalar kısa dönemde ve uzun dönemde farklı kararlar verirler. Kısa dönemde tek değişken faktör emek iken uzun dönemde emek ve sermaye faktörleri arasında ikame yapabilme imkânı bulunmaktadır.
Q = f (K,L)
şeklinde basit bir üretim fonksiyonu varsayılırsa (Burada Q üretimi, K sermayeyi ve L emek faktörünü göstermektedir). Kısa dönem K’nın sabit, L’nin değişken olduğu, uzun dönem ise her iki faktörün de değişken olduğu döneme işaret etmektedir.
Üstünel, B. (1988). Ekonominin temelleri. Ankara.
Dinler, Z. (2011). İktisada giriş. (Gözden geçirilmiş 16. Basım). Ekin Basım Yayın Dağıtım
[1] Gelir düzeyi yükseldiği zaman talep edilen miktar artıyorsa normal mal, gelir düzeyi yükseldiği zaman ilgili malın talebi azalıyorsa düşük mal tanımı yapılmaktadır. Talebin gelir esnekliği sendikal hizmet talebi konusunda da karşımıza çıktığından burada tekrar hatırlatmanın faydalı olacağı düşünülmüştür.
[2] Talep Kanununa ters düşen bu durum “Giffen Paradoksu” olarak adlandırılmaktadır. Fiyat yükseldikçe daha fazla alınan mallara “Giffen Malları” denir. Giffen Paradoksu ilk defa 19. yüzyılda, İrlanda’da yoksul işçilerin temel gıda maddeleri olan patates taleplerini inceleyen Sir Robert Giffen (1837 – 1910) ortaya konmuştur. Gelirleri çok düşük olan işçiler, bu gelirlerinin önemli kısmını, yaşamlarını sürdürebilmek için patates alımına ayırmaktadır. Temel gıda maddesi olan patatesin fiyatı yükseldiğinde, işçiler satın almakta oldukları patates için daha fazla para ödemek zorunda kalmaktadırlar. Bu durumda patates fiyatının artmasıyla satın alma güçleri (reel gelirleri) düşen işçileri patatesle birlikte satın aldıkları ve fiyatı daha pahalı olan gıda maddelerinden daha az satın almak zorunda kalacaklardır. Ancak, patatesle birlikte tüketilen kısaca katık dediğimiz et, sebze, meyve vb. gıda maddelerinden daha az satın alan işçiler, karınlarını doyurabilmek için bu gıda maddeleri yerine de – nispi olarak daha ucuz olduğundan – patates satın almak zorunda kalacaklardır. Sonuç olarak, temel gıda maddesi olan patatesin fiyatı yükseldiğinde talep kanunun tersine, satın alınmak istenen patates miktarının da arttığı gözlemlenmektedir. Diğer yandan, patates fiyatı düştüğünde, aynı miktar patates için az para ödeyen işçilerin reel gelirleri, yani satın alma güçleri artacaktır. Patatese daha az para ödenmesi sonucu satın alma güçleri (reel gelirleri) artacaktır. Patatese daha az para ödenmesi sonucu ellerinde kalan parayla patatesten daha pahalı olan gıda maddeleri satın alma şansını yakalayan işçiler, bu defa karınlarını patates dışı gıda maddeleriyle (et, sebze, meyve vb.) doyurmuş olacaklarından, yedikleri patates miktarını azaltacaklardır. Dolayısıyla, patatesin fiyatının düşmesi halinde, işçiler satın aldıkları patates miktarını azaltacaklardır. Talep konusunda gösterişe yönelik talep (Veblen malları) da söz konusudur. Snop (züppe, kibirli) diye nitelendirilen kimseler, kendilerinden üstün kabul ettikleri kimselerin kullandıkları malları satın almak ve böylece dikkat çekerek, sosyal sınıf atlamak isterler. Bu nedenle, snoplara hitap eden mallara olan talep, belirli bir fiyat düzeyinin üzerinde, fiyat yükseldikçe artar. İlk defa Thornstein Veblen (1857 – 1929) tarafından öne sürülen, snopların talep kanununa ters düşecek bu davranışına “gösterişe dayalı talep”, bu tür mallara da “Veblen malları” denir (Dinler, 2011, ss. 53-54).
Share this content:


