9. Farklı Ekonomik Sistemlerde Üretim Süreçleri Nasıl İşler?
Üretim biçimi, toplumun yararlandığı üretim güçleri ile bunlara göre belirlenen üretim ilişkilerinin bütününü ifade etmektedir. Üretim güçleri geliştikçe, bunlarla birlikte üretim ilişkileri de değişikliğe uğramakta, yeni bir üretim biçimine ve toplum biçimine geçilmektedir. Gelişme derecesi veya üretim biçimi ne olursa olsun, her toplumda temel toplumsal faaliyet ekonomik faaliyet ve bunun temeli üretim faaliyeti ve temel üretim ilişkisi mülkiyet ilişkisidir (Selik, 1982, s. 17).
İnsanlık tarihinin evrimi boyunca ilkel komünal toplum, köleci toplum, feodal toplum, kapitalist toplum ve sosyalist toplum olmak üzere beş farklı toplum biçimi ve bu toplumlarda geçerli olan üretim araçlarının mülkiyeti tarafından belirlenen üretim biçimi söz konusu olmuştur.
İlkçağ ekonomileri, Mezopotamya, Mısır, Yunan ve Roma İmparatorlukları ilkel toplumlarda üretim dediğimizde ilk akla gelenlerdir. Bu dönemde yazının icadı, bakırın eritilmesi ve dökülmesi, hayvan gücünün saban ve tekerlekli araçlara koşulması, yelkenli gemilerin ve çömlekçi tekerleğinin bulunması gibi buluş ve yenilikler söz konusu olmuştur. Tüm bu buluşların üretim biçimi üzerinde önemli etkilere sahip olduğu bilinmektedir. Şehirlerin ortaya çıkması da bu döneme has bir gelişme olarak ifade edilmelidir. İlk şehirlerin sosyal hiyerarşisi, kapsamında köleler, kiracı çiftçiler, esnaf, tüccar, din adamları, yöneticiler ayrı sosyal gruplar olarak ortaya çıkmış, mülkiyet hakları sistemi ve buna uygun hukuki çerçeve meydana gelmeye başlamıştır. Yaygın inşa faaliyetlerinden ötürü taş ocakçılığı işletmeciliği ve madencilik, çanak çömlek sanayii önemli boyutlardadır. Ayrıca büyük çiftliklerde ticarete yönelik tarım ve işgücünün büyük bölümünün kölelerden oluşması ilkel toplum ve üretim biçimi denildiğinde ilk akla gelen özellikler olarak karşımıza çıkmaktadır (Güran, 2008, s. 34-40).
Feodal toplum ve üretim biçimi aşamasına geçildiğinde; Roma İmparatorluğu’nun mirasının etkisi, Cermen istilacıların etkisi, kilise, din, politika ve ekonomide hissedilen etkiler ile Ortaçağ Avrupa toplumu ekseninde tanımlanan üretim biçimi söz konusudur.
Feodal üretim biçiminde tarımın ezici egemenliği, temel olarak sadece soylular sahip olabildiğinden meta olmaması, tarımsal üretimin lordlar ve köylüler arasında bölünmüş olması, serflik gibi uygulamalarla toplumsal ve coğrafi mobiliteyi kısıtlayan engellerin varlığı üretimi belirlemekteydi. Devlet müdahalesinin olmadığı, soylulukta yüksek lüks tüketim eğiliminin olduğu bu üretim biçiminde endüstriyel faaliyetler ve zanaat büyük topraklı malikânelerde ve loncalarda yürütülmekteydi. Ayrıca tüm köylüler üzerindeki rantın büyük bölümünü emek-rant şeklinde ödenmek zorundaydı (Kula, 1985, s. 10).
Ortaçağ Avrupa’sının ekonomik performansı farklı alt dönemlerde ele alınabilir. İlk olarak 476 ile 1000 yıları arasındaki yaklaşık olarak yarım binyıllık dönemi kapsayan sürede (Karanlık Çağ ya da Erken Orta Çağ) Avrupa siyasi kargaşa ve ekonomik düşüş içindeydi. Bu dönemde Avrupa’da giderek feodal bir siyasi yapı ve malikâneler ekonomisi gelişmiştir. Yaklaşık 1000 yıllarından başlayarak 14. yüzyıl başlarına kadar (İleri Orta Çağ) yaygın ve hızlı bir kalkınma görülmüştür. Feodalizmin zirveye ulaştığı bu dönemde nüfus, zirai ve sınaî üretim, ticaret büyümüş, şehirler canlanmış, kültürel bir patlama yaşanmıştır. Haçlı Seferleri, göç, kolonizasyon da bu dönemde ele alınması gereken gelişmelerdir. 14. ve 15. yüzyıllarda (Geç Orta Çağ) ekonomik bir kriz yaşanmış, büyük ölçekli malikâne tarımı, sanayi ve uluslararası ticaret azalmıştır (Güran, 2008, s. 34-40). 16. ve 18. yüzyıl arasında Ortaçağ’ın bağımsız zanaatkârları yok olma sürecine girmiş ve onların yerini kapitalist-tüccar-aracı-müteahhide gitgide bağlanan ücretli bir sınıf almıştır.
Erken Ortaçağ’da ev ya da aile sistemi geçerlidir. Ev halkının satış için değil kendi kullanımları için üretim yapmakta olduğu bu dönemde üretimin dış pazarı destekleme fonksiyonu bulunmamaktadır. Ortaçağ boyunca Lonca sistemi geçerli olmuştur. İki ya da üç kişiyi yanında çalıştıran bağımsız ustanın küçük, dengeli dış pazarı desteklemek için üretim yaptığı bu sistemde ustalar işledikleri hammaddelerin ve kullandıkları aletlerin sahibidir. Lonca sisteminde ustalar emeklerini değil, emeklerinin ürününü satmaktadır. Lonca ustası zanaatkâr sadece mal üreten bir kişi değildi. Bundan ayrı dört işlevi daha vardı. Tek başına beş kişilik iş yapıyordu. Kullandığı hammaddeyi arayıp bulma, pazarlığını yapıp satın almada tüccar, yanında kalfa ve çıraklar çalıştırdığı için işveren, onların çalışmasını denetlerken formen, bitmiş malı tezgâhta tüketiciye sattığı için dükkâncılık (Huberman, 1995, s. 116). Küçük ve dengeli bir pazar için, üreticinin gelip sipariş veren bir müşteriye eşya yaptığı üretim biçimi ile pazar için mal üretmek farklıdır. Esnaf loncası kuruluşu küçük mahalli pazarlara uygun bir kuruluş iken piyasa uluslararası nitelik kazandığında bu uyum bozulmaktadır. Mahalli zanaatkâr bir şehrin zanaatını anlayabiliyor ve yürütebiliyordu ancak dünya ticareti ayrı bir sorundu. Pazarın genişlemesi, işçilerin yaptığı malları yüzlerce ya da binlerce mil ötede olan tüketicilere eriştirme görevini yüklenen aracı tipini ortaya çıkarmıştır (Huberman, 1995, s. 116). Aracının devreye girmesi ile hammadde bulma ve dükkâncılık işlevleri artık onun işi değildir. İşçi, işveren, formen işlevleri kalmıştır. Aracının kendi sağladığı malzemeyi zanaatkârlara vererek kendi evlerinde yaptırmaya başlaması ile eve iş verme sistemi ortaya çıkmıştır. 16. ve 18. yüzyılda ortaya çıkan eve iş verme sisteminde Lonca sisteminde olduğu gibi usta ve yardımcılar evde aynı araçlarla çalışarak, üretim yaptığından üretim tekniği bakımından bir farklılık bulunmamaktadır. Ancak Lonca sistemi ile eve iş verme sistemi arasındaki en önemli giderek genişleyen pazarlar için üretim yapan ustaların artık bağımsız olmamasıdır. Hammaddelerini aracıdan alan ve ücretle çalışan parça işçisi konumuna gelmişlerdir. Bu dönüşüm sürecinde geleneğin egemen olduğu Lonca tekel hakkını korumak isterken aracılar üretilen malların pazarlanmasında yeni düzenlemeler getiriyordu. Artan talep ve genişleyen pazarın ihtiyaçlarını karşılayabilme amacıyla yapılan düzenlemeler zaman içinde üretim tekniklerini de etkilemiş ve ticari işlevleri aracılara geçmiş olan ustalar yapımcı (manüfaktürcü) olmuşlardır. Aracılar başlangıçta mevcut üretim teknikleri kabul etseler bile Lonca sistemi geleneklerinin geçerli olmadığı kırda kendi endüstrilerini de kurmaya başlamışlardır. Örneğin; Greenwich’de demircilik yapan Ambrose Crowley bir köy olan Durham’a taşınarak çivi, kilit, sürgü, mala, kürek başka çelik alet yapımını eve iş verme sistemi ile başlatmıştır. Evlerin sahibi olan Cowley malzeme ve aletleri bir bono karşılığında işçilere veriyordu. Bu sistem ile 1500 nüfuslu bir endüstri şehri ortaya çıkmıştır. Şehir ekonomisiyle birlikte doğan lonca sisteminde sermaye küçük bir rol oynarken, ulusal ekonomiyle doğan eve iş verme sisteminde sermaye önemli rol oynamaktaydı. Eve iş verme sisteminin yöneticisi kapitalistti (Huberman, 1995, s. 127). Ev dışında, işverenin binalarında ve sıkı gözetim altında gittikçe genişleyen ve dalgalanan pazar için üretim işçilerin bağımsızlıklarını tamamen kaybetmesi ile sonuçlanan fabrika sistemini ortaya çıkarmıştır. Fabrika sisteminde makinelerin yaygınlaşması ile ustalık önemini yitirirken, sermaye her zamankinden daha önemli hale gelmiştir.
1750’lerde İngiliz ekonomisinde köklü bir değişim başlamış ve bunu 1850’lere doğru tamamlanan hızlı ve genel sanayileşme izlemiştir. 1850’lerde sanayileşmenin yalnızca pamuklu dokuma ve demir sanayileriyle sınırlı iken makineleşme ve fabrika sisteminin diğer alanlara yayılmasıyla genel bir sanayileşme süreci başlamıştır (Güran, 2008, s. 126).
Kapitalist endüstriyi oluşturan güçlerin en önemlisi piyasanın genişlemesidir[1]. Bu bağlamda kapitalist toplum ve üretim aşamasında ticaretten gelen sermaye birikimi mülksüz emekçi sınıfın varoluşuyla birleşerek endüstriyel kapitalizmi ortaya çıkarmıştır (Huberman, 1995: 193). Kapitalist üretim tarzının sonucu, başka şeylerin yanı sıra ya kişisel olarak ya da toplumsal olarak tüketilen (ekmek, şeker, otomobil, uçaklar, silahlar) veya üretici anlamda tüketilen (üretim araçları) toplumsal yarar taşıyan nesnelerin üretilmesidir (Althusser, 2008, s. 58). Üretimde buhar gücünün kullanımı ile başlayan Sanayi Devrimi, Tarım Devriminin tersine daha hızlı yayılmıştır. 1850’ye kadar Belçika, Fransa, Almanya, İsviçre 1900’lere doğru ise İtalya, Rusya ve Japonya sanayileşmeye başlamıştır (Althusser, 2008, s. 58).
Kapitalist toplum kapitalist üretim biçimi üzerine kurulu bir toplumdur. Bu üretim biçiminde temel ya da merkezi üretim ilişkisi özel mülkiyet ilişkisidir. Burada bütün üretim faktörleri (toprak, emek, sermaye) özel mülkiyet konusudur. Bu faktörlerin kullanılmasıyla elde edilen ürün ya da üretim bunların sahipleri arasında paylaşılır ve bu kimselerin özel mülkiyet unsurları olur. Üretim faktörlerinin özel mülkiyete konu olmaları, üretimin özel bir faaliyet olarak yürütülmesi sonucunu doğurur. Her biri diğerinden bağımsız kimselerin malı olduğuna göre üretim için bu faktörlerin bir araya gelmesi faktör sahiplerinin payları gündeme gelmektedir. Kimse karşılık olmadan sahip olduğu malı kullandırmayacağına göre aslında üretimin örgütlenmesi ve bölüşümün açıklanması burada yatmaktadır (Selik, 1982, s. 17).
Althusser, L. (2008). Yeniden üretim üzerine (I. Ergüden, I. & A. Tümerkin, Çev.). İthaki Yayınları.
Güran, T. (2008). Orta Çağ’da Avrupa toplum ve ekonomisi. İçinde M. B. Erdem & H. İslatince (Eds.). İktisat Tarihi, (ss. 32-61). Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Yayınları.
Huberman, L. (1995). Feodal toplumdan yirminci yüzyıla (M. Belge Çev.), İletişim Yayınları.
Selik, M. (1982). Marksist değer teorisi. Ankara Üniversitesi SBF Ya. No. 484.
[1] Kapital kelimesi 12. ve 13. yüzyıllara doğru; fon, mal stoku, para kitlesi ve faiz olan para anlamında ortaya çıkmıştır. Kelime hemen açık bir tanıma kavuşmamıştır. Kapital kelimesi 1606 yılında bir kitapta yayınlanmış olmakla birlikte asıl olarak 20.yy.da mevcut anlamı ile kullanılmaya başlanmıştır (Açma, 2010, s. 105).
Share this content:


